**CEP HERKÜLÜ’NÜN DESTANI: TÜRK MİLLETİNİN GURURU NAİM SÜLEYMANOĞLU - Yunus Buğra Yılmaz**
Türk milletinin bağrından çıkan bazı şahsiyetler vardır ki, onlar sadece kırdıkları rekorlar veya kazandıkları madalyalarla değil; milletimizin onurunu, direniş ruhunu ve mazlum coğrafyalardaki soydaşlarımızın çilesini omuzlarında taşıyan birer simge olurlar. Türk dünyasının esaret altında olduğu, Bulgaristan’daki soydaşlarımıza yönelik insanlık dışı asimilasyon politikalarının ve zulümlerin en dorukta olduğu bir dönemde, bu milletin adını tüm dünyaya altın harflerle yazdıran bir "Cep Herkülü" geldi: Naim Süleymanoğlu.
CEP HERKÜLÜ’NÜN DESTANI: TÜRK MİLLETİNİN GURURU NAİM SÜLEYMANOĞLU
Yunus Buğra Yılmaz
Türk milletinin bağrından çıkan bazı şahsiyetler vardır ki, onlar sadece kırdıkları rekorlar veya kazandıkları madalyalarla değil; milletimizin onurunu, direniş ruhunu ve mazlum coğrafyalardaki soydaşlarımızın çilesini omuzlarında taşıyan birer simge olurlar. Türk dünyasının esaret altında olduğu, Bulgaristan’daki soydaşlarımıza yönelik insanlık dışı asimilasyon politikalarının ve zulümlerin en dorukta olduğu bir dönemde, bu milletin adını tüm dünyaya altın harflerle yazdıran bir "Cep Herkülü" geldi: Naim Süleymanoğlu.
O, sadece podyumda demir yığınlarını kaldıran bir sporcu değil; Türk'ün bükülmez bileğini, ezilmeyen iradesini ve hürriyet sedasını uluslararası arenada haykıran millî bir kahramandı.
Zulme Karşı İtiraf Edilmeyen Direniş ve Özgürlük Mücadelesi
1980’li yıllarda Bulgaristan’daki Todor Jivkov rejimi, Türk soydaşlarımıza karşı kimliklerini inkâr eden, adlarını değiştiren ve inançlarını yasaklayan barbarca bir asimilasyon kampanyası yürütüyordu. Bulgaristan Türkleri, tarihin en acı zulümlerinden biriyle baş başa bırakılmıştı. İşte bu karanlık tablonun ortasında, Naim Süleymanoğlu dünya halter salonlarını sallayan bir dev olarak parlıyordu.
Ancak onun için madalyalardan önce vatanın ve soydaşlarının onuru geliyordu. Rejimin baskılarına ve insan hakları ihlallerine boyun eğmeyen Naim, milletinin uğradığı zulmü dünyaya duyurmak ve özgürlüğe kavuşmak için tarihi bir firara imza attı. Türkiye’ye sığınarak sergilediği bu asil duruş, sadece bir sporcunun ülkesini değiştirmesi değil; Bulgaristan’daki Türk varlığının ve direniş ruhunun tüm dünyaya ilanıydı. O, Türk bayrağını göğsünde ve kalbinde taşıyarak, esarete karşı meydan okuyan Türk milliyetçiliğinin podyumdaki en somut nişanesi oldu.
Podyumda Yazılan Tarih: Kendi Ağırlığının Üç Katı
Naim Süleymanoğlu, spor tarihine adını "Cep Herkülü" lakabıyla kazıdı. 1.47 boyuyla podyuma çıktığında gözler onun üzerindeydi, çünkü o kendi ağırlığının kat kat fazlasını kaldırabilecek ilahi bir kudrete ve çelikten bir iradeye sahipti.
Olimpiyatlarda, dünya şampiyonalarında kırdığı rekorlar peş peşe geldi. Seul 1988, Barselona 1992 ve Atlanta 1996 Olimpiyatları’nda bayrağımızı göndere çektirerek İstiklal Marşımızı tüm dünyaya dinletti. Her kaldırışında arkasında milleti vardı; o, Türk insanının ezber bozan gücünü, zekasını ve azmini tüm dünyaya kanıtlıyordu. Türk milliyetçi duruşunun en güzel yönü olan "pes etmemek, baş eğmemek ve en zor şartlarda bile zirveye çıkmak" karakteri Naim’in şahsında can bulmuştu.
Milletin Kalbinde Ölümsüzleşen Bir Alperen
Ülkücülerin yardımıyla Komünist Bulgar diktatörlüğünden kaçırıldı. Turgut Özal’ın devlet iradesiyle Türkiye’ye kazandırdığı, milletimizin bağrına bastığı Naim, zaferlerini her zaman Türk milletine armağan etti. Sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda Türk dünyasının birleştirici ve gurur duyduğu ortak bir değeri oldu.
2017 yılında veda ettiği bu fani hayatta arkasında silinmez izler, kırılması güç rekorlar ve milyonların kalbinde taht kurmuş bir millî kahramanlık mirası bıraktı. O, Türk gençliğine her koşulda çalışmanın, vatan sevgisinin ve en tepede dahi mütevazı kalabilmenin ne demek olduğunu öğretti.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu; bu milletin hürriyet aşkının, şanlı bayrağımızın göklerde dalgalanmasındaki emeğinin ve Türk milliyetçiliğinin podyumdaki efsanevi adı olarak her daim rahmet ve minnetle anılacaktır.