"Bazı insanlar ömürlerini tarihe sığdırır; bazıları ise, bir anlık duruşlarıyla tarihin akışını değiştirir."
MALATYA’DAN YÜKSELEN İMANIN ADI
O, sadece bir isim değildi; o, adanmışlığın bir yeminiydi. MEHMET KURNAZ, Malatya’nın kutlu topraklarında doğan, yüreği vatan sevgisiyle çelikleşmiş bir ÜLKÜCÜ idi. Gençliğinin ilk yıllarından itibaren, devletine ve milletine hizmet etme ahdini yerine getirmek üzere Emniyet Mensubu – POLİS üniformasını şerefle sırtlanmış, hayatını zorlu yollara adamıştı. O’nun duruşu, kuru bir meslek değil, yüksek bir idealin sancaktarlığıydı.
ADANMIŞLIĞIN CEPHEHÂNESİ: POL-BİR VE ZONGULDAK
Görev yolu O’nu ZONGULDAK’a, özellikle de bölgedeki çetin şartlarıyla bilinen Kilimli’ye taşıdı. Mehmet Kurnaz, sadece kişisel görevini yapmakla kalmadı; kaosu düzene çevirme misyonunu üstlendi. Ülkücü polislerin omuz omuza verdiği mücadelenin çatısı olan POL-BİR’in Zonguldak’taki kuruluşunda muazzam emekleri vardı. O, sadece bir polis değil, zor zamanlarda davasına ışık tutan, teşkilatına güç veren bir liderdi. Onun varlığı, devleti koruyan iradenin Zonguldak’ta dimdik ayakta duracağının garantisiydi.
CUMHURİYETİN VURULDUĞU GÜN VE SON EMRİ
Takvim yaprakları, milletin en büyük bayramını, 29 EKİM 1978’i gösteriyordu. Ne hazindir ki, bu şölen günü, vatanın bir köşesinde en büyük fedakârlığın istendiği gün oldu. Şehit Mehmet Kurnaz, o karanlık ve kritik atmosferde, görevinin çağrısına uyarak, kanun namına son ve en çetin emrini aldı.
ATEŞ ÇEMBERİNE KARARLILIKLA YÜRÜYÜŞ
Olay günü, görev bilinci, O’nu ve bir grup cesur polis arkadaşını, devlet otoritesini hiçe sayan Sol örgüt mensuplarının yoğun olarak kullandığı bir lokale yönlendirdi. Amaçları yasayı uygulamak, kimlik kontrolü yapmaktı. Bu, sadece bir asayiş görevi değil, devletin o topraklardaki mevcudiyetini ilan etme eylemiydi.
Mekan gergin, hava barut kokuyordu. Kontrol başladığında, içeriden dışarıya kaçmaya yeltenen örgüt mensupları görüldü. İşte tam o anda, Mehmet Kurnaz, bir komutan edasıyla, yasanın son sesi olarak uyarılarını yaptı: Yerlerinde kalacaklardı.
O’nun kararlı duruşu, kanunsuzluğun karşısında bir set oldu. Tartışma anları, saniyeler içinde ölüm kalım mücadelesine dönüştü. Silahlar çekildi. O, geri adım atmadı, sancağı yere düşürmedi. O kurşunlar, sadece bedenine değil, Cumhuriyetin yüreğine sıkıldı. Yanında bir başka kahramanla birlikte, görev yerinde, yasa için can veren iki yiğit polis olarak ebediyete yürüdüler.
Şehadet anı, bir bilinmezliğin içinde kaldı, ama son adımı asla bilinmez değildir: Mehmet Kurnaz, milletin namusunu korumak adına, en şiddetli tehlikenin ortasına, gözünü bile kırpmadan girmiş ve oradan bir destan yazarak çıkmıştır.
ANADOLU’NUN EBEDİ UĞURLANIŞI
Yiğit Mehmet Kurnaz’ın kutlu bedeni, şehit düştüğü Zonguldak’tan alınarak, doğduğu topraklara, Malatya’ya, şan ve şerefle uğurlandı. O’nun mezarı, artık sadece bir anıt değil; vatanın bağımsızlığı uğruna canını feda eden her Ülkücünün, her polisin sarsılmaz imanını temsil eden ebedi bir nöbet yeridir.
"O, sadece 29 Ekim'i anan bir takvim yaprağı değil; uğruna can verdiği vatanın göğsüne sonsuzluğa kazınan bir kahramanlık destanıdır."