"Bayrağı yere düşürmemek için attığı her adım, yirmi üç yıllık ömrün değil, çağları aşan bir imanın destanıdır."
KİMLİĞİ VE İMANIN YEMİNİ
Adıyaman’ın şanlı toprağında yeşermiş bir fidan, adı Mithat Yaşar. Henüz baharında, 23 yaşındaydı omuzlarına yüklenen destansı görevi üstlendiğinde. Adıyamanlıydı, ama ruhu bütün bir milletin geleceği için çarpıyordu. O, sadece bir meslek sahibi değildi; o, geleceğin mimarı olmak için Gaziantep Eğitim Enstitüsü’nde ilim peşinde koşan bir ÖĞRENCİ idi. Ve bu ulvi kimliğinin yanında, sarsılmaz duruşunun simgesi olan Adıyaman Ülkücü Gençlik Derneği’nin (ÜGD) yiğit bir üyesiydi.
BÖLÜNMEZLİK UĞRUNA ADANMIŞLIK
Türkiye’nin en karanlık, en çetin imtihanlardan geçtiği bir dönemdi. Ülkenin dört bir yanında fitne ateşleri yakılıyor, vatan toprakları üzerinde hain planlar kuruluyordu. Mithat Yaşar ve dava arkadaşları, Türkiye’yi parçalamaya, komünistleştirmeye ve Anadolu’da ‘kurtarılmış bölgeler’ oluşturmaya çalışan Kürtçü devrimci-komünistlere karşı yürütülen destansı mücadelenin ön safında yer aldı. Bu mücadele, sadece siyasi bir duruş değil, toprağın namusunu koruma yeminiydi. Mithat Yaşar, gençliğinin tüm enerjisini, vatanın bekası için adanmış bir nefer olarak kullandı.
TATİL DEĞİL, NÖBET GÜNLERİ
Okullar tatile girmişti. Mithat Yaşar, memleketi Adıyaman’da dinlenmek yerine, nöbetin asla bitmediğini bilerek sokaklarda yürüyordu. Onun için dinlenme, vazgeçmek demekti; ve bu yiğit ülkücünün lügatinde vazgeçmek diye bir kelime yoktu. 17 Ekim 1979 günü, takvimler zalim bir kaderin yazıldığı o anı işaretliyordu.
ÜÇ BOZKURDUN SON YÜRÜYÜŞÜ
O gün, üç kahramanın omuz omuza verdiği son gündü. Saatler 22.10’u gösterdiğinde, Adıyaman’ın Bahçelievler semtinde yürüyorlardı. Mithat Yaşar’ın yanında, davanın sarsılmaz iki direği duruyordu: Adıyaman MHP Gençlik Kolları Başkanı Remzi Aslangöz ve ÜGD Adıyaman Şubesi yönetim kurulu üyesi Tevfik Seçilmiş.
Onlar, karanlığa karşı ışık taşıyan üç Bozkurttu. Ancak hain pusu, bekledikleri her an tetikteydi. Adıyaman sokakları, komünist terörün kalleş kurşunlarının hedefi haline geldi. Korku bilmeyen bu üç yiğit, silahlı saldırıya uğradı. Geri çekilmeyi değil, sonuna kadar durmayı seçtiler.
17 EKİM 1979: ŞEHADET VE EBEDİ KARDEŞLİK
17 EKİM 1979 günü, ADIYAMAN semaları, üç ülkücü fidanın, Mithat Yaşar, Remzi Aslangöz ve Tevfik Seçilmiş’in birlikte şehit düşüşüne şahitlik etti. Onlar, ayrılık nedir bilmeyen bir iman birliği içinde, aynı ideal uğruna can verdiler.
Mithat Yaşar, 23 yaşında, ömrünün en verimli çağında; vatanı bölmek isteyenlere karşı duruşuyla ebediyete yürüdü. O, sadece bir öğrenci olarak kalmadı; o, adanmışlığın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin ölümsüz bir dersini bıraktı. Onların kanlarıyla sulanan Adıyaman toprakları, bu üç kahramanın sarsılmaz birliğinin ve vatan aşkının sonsuz nişanesi oldu.
"Onların destanı, Adıyaman’ın sokaklarında değil; bu vatanın her karış toprağında, birlikte atılan son nefesin onuru olarak sonsuza dek yankılanacaktır."