"Bazen en büyük savaşlar, en derin sevginin yaşandığı yuvaların içinde başlar ve bedelini, en masum yürekler öder."
KİMLİĞİ VE İNANÇLA YÜKSELİŞİ
1951 yılının şafağında, tarihin destanlara beşiklik ettiği Çanakkale topraklarında açtı gözlerini Tamer Özdemir. Kökenlerinden aldığı vatan sevgisini, dönemin fırtınalı İstanbul’una taşıdı. O, sıradan bir genç değildi; İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden aldığı kalemini, doğruların ve ideallerin yılmaz bir neferi olarak kullanmayı kendine şiar edinmişti.
KALEMİYLE YÜRÜYEN KAHRAMAN
Tamer Özdemir, yalnızca bir aile reisi (evliydi) ve Kozyatağı sakini değildi; o, hakikatin peşinde koşan bir kahramandı. Tercüman Gazetesi’nin muhabiri olarak, toplumsal karmaşanın en yoğun olduğu yıllarda, mesleğini bir sancak gibi taşıdı. Haber peşinde koşarken, MHP İlçe üyeliği ile de inandığı davanın ve siyasi duruşunun cephesinde yer aldı. O, sözün gücüne inanan, adanmış bir ruhun temsilcisiydi. Kalemi, onun en keskin silahıydı.
ATEŞ ÇEMBERİ: YUVA İÇİNDEKİ SAVAŞ
24 Ekim 1979, takvimlere sadece bir tarih olarak değil, aynı zamanda ideolojilerin kan bağına galebe çaldığı acı bir dönüm noktası olarak kazınacaktı. Tamer Özdemir, yuvasının huzurunda, Kozyatağı Şemsettin Günaltay Caddesi’ndeki evinde, 29 Ekim gecesi korkunç bir yüzleşmeyle karşı karşıya kaldı.
Ne yazık ki, ülkeyi saran siyasi kutuplaşmanın zehri, en mahrem alana, kardeşlik bağlarına sızmıştı. Solcu olan kardeşiyle aralarında çıkan şiddetli siyasi tartışma, sadece sözlerin değil, vicdanların da çatıştığı o dehşet anına yol açtı. Tamer Özdemir, en yakınından gelen ihanetin hançeriyle yaralandı.
SON NEFES VE DESTAN
Ağır yaralı halde, inancının bedelini kanıyla öderken, Haydarpaşa Göğüs Cerrahisi Kliniği’ne kaldırıldı. Doktorlar, Tamer Özdemir’i hayata döndürmek için büyük bir mücadele verdi; ancak bedeni, uğradığı derin yaranın ağırlığını kaldıramadı.
Yapılan bütün tıbbi müdahalelere rağmen, o günün karanlık atmosferinde idealinin kurbanı oldu ve 24 Ekim 1979 tarihinde şehitlik mertebesine erişti. Bir gazeteci, bir muhabir, bir eş ve davasına adanmış bir ülkücü olarak, hayatını hakikat yolunda feda etti.
Onun ebedi istirahatgâhı, tüm o acıların ve adanmışlığın nişanesi olarak Anadoluhisarı Mezarlığı oldu.
"Tamer Özdemir’in şehadeti, vatan uğruna dökülen kanın, bazen en yakın eliyle geldiği ve inanç savaşının bedelinin bazen insanın kendi yuvasında ödendiği sarsılmaz bir destandır."