“Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; bir milletin vicdanına, kanla yazılmış bir mühür olarak kazınır.”
KİMLİK: BİR MİLLETİN YÜREĞİNDEN DOĞAN SES
Adı, ülkü uğruna verdiği sözün ta kendisiydi: TAHİR ÖZYAZGAN. Gençliği, adanmışlık ile sınanmış, duruşu cesaretle bilenmişti. Malatya topraklarının, özellikle de Malatya Hekimhan’ın, yetiştirdiği bir fidandı. O, sadece bir birey değil, zorlu bir dönemin çelikleşmiş iradesiydi.
ADANMIŞLIĞIN YÜKSELİŞİ VE SÖZÜ
TAHİR ÖZYAZGAN, henüz Malatya İTİA’nın öğrencisi iken, sadece ders kitaplarına değil, milletinin geleceğine odaklanmıştı. O’nun için gençlik, tembellik değil, hareket demekti. Malatya’nın Hekimhan ilçesinde, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ve Ülkü Ocaklarının kuruluş meşalesini yakanların arasında yer aldı. Karanlık siyasi rüzgârların estiği o yıllarda, O, davasına olan sadakatinden ve milletinin varoluş mücadelesinden zerre kadar ödün vermedi, yolundan yılmadı. O’nun her adımı, birliğe ve dirayete duyulan sarsılmaz inancın kanıtıydı.
O KARANLIK 7 EKİM: İHANETİN GÖLGESİNDE
Takvimler 7 EKİM 1978’i gösterdiğinde, TAHİR ÖZYAZGAN, sıradan bir günün mesaisini tamamlarken, Ozan Taksi durağından bir müşterisini almayı bekliyordu. Ancak o an, sıradan bir görev anı olmaktan çıkıp, tarihin acı bir sahnesine dönüştü. Bölücü bildiriler dağıtmakta olan, kin ve nefretle bilenmiş Kürtçü-Komünist bir grupla karşılaştı.
TAHİR ÖZYAZGAN, vatanın birliğini bölen bu ihanet dolu çağrılara karşı durmakta tereddüt etmedi. Sözlü saldırılarla başlayan bu karşılaşma, kahramanın sarsılmaz duruşu karşısında hemen şiddete dönüştü.
TEK BAŞINA BİR SAVAŞÇI VE SON ADIM
Karanlık, sayıca on ila on beş kişiden oluşan bir kalabalık halinde üzerine çöktü. Bu, eşitlerin savaşı değildi; bu, bir idealin, alçakça bir pusu karşısındaki son direnişiydi. Ülküdaşımız feci bir şekilde dövüldü, darp edildi, ancak ruhu yenilmedi. Onlar, tek bir genci susturmak için sadece yumruklarını kullanmakla yetinmediler. Korkaklığın en şiddetli eylemiyle, O’nu kurşunladılar.
O an, sadece bir bedene değil, bir duruşa ateş edildi.
ŞEHADETİN YÜKSELİŞİ
Ağır yaralı olmasına rağmen, TAHİR ÖZYAZGAN, Malatya sokaklarında son nefesini vermedi. Hastaneye kaldırıldı. Bir hafta boyunca, 7 Ekim’de bedenine saplanan kurşunlara karşı, adeta davasının mücadelesini verdi. O bir hafta, sadece tıbbi bir süreç değil, ruhun bedene karşı son direnişinin destanıydı.
Ancak kader, bu çilekeş kahramanın dinlenmesi gerektiğini buyurdu. 10 EKİM 1978 günü, MALATYA’da, gencecik bedeni, uğruna savaştığı kutsal topraklara emanet edilmek üzere, ruhunu teslim etti. TAHİR ÖZYAZGAN şehit düştü; sadece bir öğrenci olarak değil, milleti için canını feda eden bir meşale olarak tarihe kazındı.
“Bazı yenilgiler, kahramanlığın en büyük zaferidir. Çünkü onlar, düşerken bile bayrağı yere bırakmazlar.”