"Bazı hayatlar sadece nefes almak için değil, uğruna ölünecek bir inanç için yaşanır; Ahmet Çelik de o hayatı seçenlerdendi."
---
KİMLİĞİ VE İDEALLERİN OCAĞI
Tarih kayıtlarına nerede doğduğu işlenmemiş olabilir, ancak nerede durduğu, hangi yolda yürüdüğü vicdanlara ebediyen kazınmıştır. O, sıradan bir hayat sürmek yerine, adanmışlığı seçmişti. Ülkücü Şehit Ahmet Çelik, Kocaeli Eğitim Enstitüsü’nün genç bir öğrencisiydi; aklı ilimde, yüreği ise memleket sevdasında atan bir fidan. Öğrencilik mesleğini, aynı zamanda bir idealin fedaisi olarak sürdürüyordu.
SİPER OLARAK SEÇİLEN YUVA
Kocaeli, o yıllarda, fikirlerin ve çatışmaların kaynadığı bir kazandı. Ahmet Çelik ve arkadaşları, inançlarının ışığını sönmemesi için bir araya geliyorlardı. Devam ettikleri o mütevazı kahvehane, onlar için sadece bir toplanma yeri değil, ülkülerinin sığınağı, yeminlerinin tekrar edildiği bir direniş kalesiydi. Burası, onların vatan ve millet uğruna verdikleri sözlerin şahidiydi.
KADERİN BELİRLENDİĞİ GECE
Takvimler 02 Ekim 1978’i gösteriyordu. Hava kararmış, ancak kahvehanenin içindeki ışık, gönüllerdeki umudu yansıtıyordu. Saatler 22.30’u vurduğunda, karanlık bir gölge ocağın üzerine çöktü. Korkaklığın ve hainliğin simgesi olan bir eylemle, komünist militanlar bu sığınağa baskın düzenledi. Hiçbir uyarı yapılmadan, hiçbir merhamet gösterilmeden, mekân aniden bir kurşun yağmuru altına girdi.
KAHRAMANLIK VE YAYLIM ATEŞİ
Yaylım ateşi, Ahmet Çelik’in ruhuna değil, sadece bedenine dokunabildi. O, son nefesine kadar inancından taviz vermediğini o mermi izleriyle kanıtladı. Hain saldırı sonucu, yanında bulunan bir arkadaşıyla birlikte ağır yara aldı. Bu, bir geri çekilme değil, bilakis, yoldaşlık ve cesaretin son noktasıydı. Yere yığılırken bile, davasının bayrağını yere düşürmedi.
ŞEHADETİN SON NEFESİ
Ağır yaralı olmasına rağmen, hayata tutunma mücadelesiyle derhal Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak vatan toprağına düşen o mübarek kan, bir kurtuluş değil, bir yücelişi beraberinde getirecekti. Bütün çabalara rağmen, Ahmet Çelik o gece, 02 Ekim 1978’de, Kocaeli’de, uğruna yürüdüğü ülküler için son nefesini verdi ve şehitlik makamına erişti. Bir öğrenci olarak çıktığı yoldan, bir kahraman olarak ebediyete intikal etti.
---
"Ahmet Çelik, adını 02 Ekim 1978 gecesi, şehitlik makamına yazdırarak, yalnızca bir öğrenci değil, çağlara direnen bir meşale oldu; bedeni düştü ama ruhu, ülkücü gençliğin hafızasında daima dimdik kalacaktır."