"Bazı hayatlar, karanlık bir çağda atılan tek bir adımla tarihe yazılır; onlar ki, kimliklerini değil, sadece duruşlarını miras bırakırlar."
ADANMIŞLIĞIN MÜHRÜ
O, bir isimdi; bir milletin çalkantılı, kanlı ve puslu bir dönemecine feda edilmiş bir ruhun simgesiydi: Ülkücü Şehit Nurettin Durmuş. Onun hikayesi, rakamlara sığmayacak kadar büyük, kuru satırlara yazılamayacak kadar derindir. O, bir dönemin sadece tanığı değil, aynı zamanda bedelini ödeyen neferlerinden biriydi.
BİLİNMEYENİN KAHRAMANI
Bir kahramanı yücelten, yaşadığı yılların bolluğu değil, inandığı değerlere olan sadakatinin şiddetidir. Nurettin Durmuş hakkında elimizde kalan bilgiler ne kadar eksikse, fedakârlığının yüceliği o denli artmaktadır.
Hangi topraklardan filizlendiği (Doğduğu Yer), hangi zanaatla ekmeğini kazandığı (Mesleği) bilinmez. Bu bilinmezlik, onun hayatını daha da destansı kılar. O, yalnızca bir birey değil; kökleri ve mesleği, davasından daha önemli olmayan, kendini bütünüyle adayan bir adamdı. Nurettin Durmuş, hayatın sıradan detaylarını feda ederek, kendini sadece inançlarının bir eri olarak tarihe armağan etmiştir.
İSTANBUL’DA KADERİN MÜHÜRLENMESİ
Kaderin oku, onu İstanbul’un karmaşık, kalabalık ve tehlikelerle dolu sokaklarında buldu. Takvimler, bir çağın en kritik anlarını gösteriyordu: 5 Ekim 1980.
İstanbul, o gün sadece bir şehir değil, bir imtihan sahnesiydi. Nurettin Durmuş, o puslu ve gerilimli çağda, kendi adalet ve nizam anlayışının ışığını taşımakta ısrar etti. Bu ısrar, onun sonu oldu. 5 Ekim 1980, onun için bir bitiş tarihi değil; adının şehitlik makamına yazıldığı, ölümsüzlüğün başlangıç günü oldu.
SON DURUŞ VE EBEDİ SIR
O karanlık günün (Olay Günü) detayları, sessizliğin ve meçhuliyetin perdesi ardındadır. O an orada ne yaşandı, hangi düşmanlarla yüzleşti, son nefesini nasıl verdi, bu soruların cevapları kayıt altına alınmadı.
Ancak bir kahramanın büyüklüğü, olayların kaydında değil, attığı son adımın kararlılığında gizlidir. Nurettin Durmuş, meçhul tehlikeye doğru bilerek yürüdü. O, geri çekilmek yerine, inancını canıyla ödeme pahasına cephede kalmayı seçenlerdendi. Olay Günü’nün eksikliği, onun bilinmeyen bir ateş çemberine, davasının mührünü basarak girmesini temsil eder. O, sıradan bir ölüm değil, destansı bir duruş sergiledi. Onun şehadeti, kuru bir tarih kaydı değil; karanlığa meydan okuyan bir iradenin ebediyete intikalidir.
Nurettin Durmuş, adı bir mermerin üzerine değil, karanlık bir dönemeçte yürüyen her yüreğin cesaretine kazınmış bir kahramandır."