"Bazı hayatlar kısa sürer, ama bir asra sığmayacak kadar büyük bir yemine adanmıştır. Onlar, en zorlu gecede, babalarının yerine siper olmayı seçenlerdir."
GENÇLİĞİN ADANMIŞ RUHU
Mersin'in Erdemli ilçesi, Kargıcık Mahallesi'nin bereketli topraklarında, bir fidana benzeyen, ancak çınar cesaretine sahip bir ruh yeşerdi: Cevat Şahin. Takvimler onu 19 yaşında kaydetmişti. Gençti, mesleği çiftçilikti; toprağı işlemeyi ve memleketini sevmeyi bilen bir delikanlıydı. Ancak Cevat’ın asıl uğraşı tarlalarda değil, ülkücü teşkilatların en ön saflarındaydı. O, kuru bir görev bilinciyle değil, yüreği coşturan, gözleri parlatan bir tutkuyla hareket ediyordu. Metin, onun adanmışlığını tarif ederken "Aşkla şevkle koşturuyordu" der; bu ifade, onun kısa ömrünü nasıl büyük bir gayretle yaktığının kanıtıdır.
KARANLIĞIN PLANLADIĞI TUZAK
Tarih 8 Ekim 1979’u gösteriyordu. Memleketin üzerinde kasvetli bir hava, geleceği kuşatan bir tehdit hüküm sürüyordu. Bu karanlık günlerde, devrimci sol ve komünist militanlar, Cevat’ın babası, nam-ı diğer Çekoklu Mehmet olarak bilinen Mehmet Şahin’i hedef almışlardı. Onu ortadan kaldırmak için sinsi bir plan kurmuşlardı. Mersin’in Erdemli-Kargıcak’taki evlerinin etrafı gölgelerle çevriliydi. Saldırganlar, amaçlarına ulaşmak için alçakça bir yöntem seçtiler: Bilerek gürültü çıkarıp ev halkını dışarı çekmek, babayı hedef tahtasına oturtmaktı niyetleri.
SON ADIM: BALKONDAN DOĞAN KAHRAMANLIK
Gece saat 22.30 civarıydı. Gürültü, evin sessizliğini yırtarak göğe yükseldi. Bu, bir davetti; ölümün, babasını çağıran daveti. O an, bir karar anıydı; fedakârlığın, adalete sahip çıkmanın ve en değerlinin önüne geçmenin gerekliliğini fısıldayan bir an. Babasının yerine, tehlikeyi sezen, belki de babasını koruma içgüdüsüyle hareket eden Cevat Şahin, o an evin balkonunda göründü.
O, pusuya kurulan hedefin kendisi olmadığını biliyor muydu? Bilmese bile, o balkona attığı adım, korkaklığın değil, cesaretin bir manifestosu oldu. Hain kurşunlar, karanlıkta bekledikleri hedefin yerine, vatan sevgisiyle yanan 19 yaşındaki bir yüreği buldu. Cevat, babası için kurulan tuzağa kendi göğsünü siper etti.
BİR YOLDA VEDA EDİŞ VE EBEDİYET
Genç Cevat, kurşunlara hedef olduktan sonra hızla yere yığıldı. Bir kahramanlık destanının son satırları yazılıyordu. Olay yerinden apar topar hastaneye doğru yola çıkarıldı. Ancak ülkü uğruna verdiği bu savaşın bedeli ağırdı. Henüz hayatının baharında, yolda, ebedi âleme doğru yol alırken şehit düştü.
Cevat Şahin, 19 yaşında toprağına, davasına ve ailesine olan sadakatinin en büyük ispatını canıyla mühürledi. Onun şehadeti, sadece bir ölüm tarihi değil; bir milletin namusu için genç bir fidanın kendisini nasıl ateşe attığının destanıdır.
"Bazı yiğitler, hayatı bittiği yerde değil, bir başkasının hayatını kurtardığı o kutsal anda başlar. 19 yaş, topraklarına siper olan bir kahramanın destanını ebediyete yazmıştır."