"Kimi gençlik yaşarken ölür, kimi ise on dokuzunda ebediyete yürüyerek gençliği yaşatır."
GENÇLİĞİN YEMİNİ
Adı, Sezai Güngör. O, fırtınalı bir çağın ortasında, 19 yaşında bir adanmışlık yeminiydi. Henüz hayatın baharında, düşlerin en güzellerini kurması gereken o genç yaşta, kendisini bir idealin ebedi nöbetçisi yapmayı seçti. Nerede doğduğu, hangi mesleği icra ettiği, onun bu büyük duruşu karşısında silikleşen detaylardı; zira o, bedenini değil, ruhunu bu milletin geleceğine mühürlemişti. Sezai Güngör, 1979 yılının karanlık gölgeleri arasında, ülkü uğruna verdiği sözün ağırlığıyla yürüyordu.
ORDU, FATSA: BİR MÜCADELE ATEŞİ
Takvimler 05 Ekim 1979’u gösterirken, Anadolu’nun üzerine çöken ideolojik kasvet, Ordu’nun Fatsa ilçesinde doruk noktasına ulaşmıştı. Fatsa, sadece bir coğrafya parçası değil, imanla ihanetin, cesaretle korkaklığın çarpıştığı bir destan sahasıydı. Sezai Güngör, bu tehlikenin tam ortasında, doğru bildiği yoldan dönmeyeceğine dair sessiz bir karar vermişti. Genç bir fidan olmasına rağmen, kökleri bin yıllık bir medeniyete uzanan bir çınar gibi dimdik duruyordu.
O SON AKŞAM, O SON VAZİFE
Olay günü, tüm gerginliğiyle akşamı bulmuştu. Kurtuluş Mahallesi’nin adı, belki de o gece Sezai’nin son mücadelesine işaret ediyordu. Saatler 22:00’a yaklaşırken, Sezai’nin bulunduğu bir kahvehane, ansızın karanlık güçlerin hedefi haline geldi. Kahvehane, artık sığınak değil, bir onur cephesiydi. Gözlerindeki kararlılık, karşısındaki tehdidin büyüklüğünden çok daha heybetliydi.
SAAT 22:00 VE BİLİNMEYEN FEDAKÂRLIK
Karanlık çökmüş, saat tam 22:00 sıralarında silahlar konuşmaya başlamıştı. Nasıl bir çatışmaydı bu? Sezai kaç kişiye karşı durdu? O son anlarda ne düşündü, kime son bir bakış attı? Bu soruların cevabı, tarihin kayıtlarında eksik kalsa da, fedakârlığın büyüklüğü ortadadır. O, korkunun değil, imanın sesini dinledi. Geri çekilmek yerine, idealinin gerektirdiği o ateşe doğru yürüdü. Bilinmeyen detaylar, onun bu son kararının destansı gücünü asla azaltmaz; aksine, bu genç kahramanın, karanlığa karşı tek başına verdiği o son nefes mücadelesinin ne denli büyük bir cesaret örneği olduğunu gösterir.
05 Ekim 1979 gecesi, Fatsa’da yankılanan silah sesleri dindiğinde, Ülkücü Şehit Sezai Güngör, henüz 19 yaşında, adını tarihe kanıyla yazdırmış, onur meydanında şehitlik mertebesine ulaşmıştı. Geride bıraktığı boşluk, onun ne kadar büyük bir ruh taşıdığının ebedi kanıtı oldu.
"O, bir ömrü on dokuz yıla sığdırdı ve geride sadece bir tarih değil, uğruna can verilen bir iman bıraktı."