"Bazı hayatlar sessiz bir sadakatle yaşanır; ta ki son nefeste, inançlarının bedeli destansı bir çığlığa dönüşene kadar."
CEPHANELİĞİ ALIN TERİ OLAN KAHRAMAN
Şahin Ekerbiçer, Adana'nın Ceyhan topraklarından filizlenmiş, 27 yıllık kısa ama vakur bir ömrün sahibiydi. O, meydanların gürültülü savaşçısı değil, ticaretin ve alın terinin kutsallığına inanan, sessiz bir adanmışlık timsaliydi. Tarih, henüz 1980’li yılların kasvetli sisini Adana sokaklarına salarken, Şahin'in en büyük cephesi İstiklal Mahallesi'ndeki küçük köşker dükkanıydı.
Bekârlığı, hayatının bir adanmışlık yemini gibiydi; o sadece ayakkabı onarmıyor, aynı zamanda yuvasını ayakta tutan yegâne direk olarak hasta babasına bakma sorumluluğunu da omuzluyordu. O, evin direği, mahallenin sessiz kahramanıydı; bir elinde sanatının inceliği, diğer elinde ailesine olan borcu vardı.
BİR İDEALİN GÖLGESİNDE DURUŞ
Şahin, Ülkücü bir inanışın sarsılmaz neferiydi. O yıllarda vatan toprağı üzerinde esen ayrılık rüzgârlarına karşı, o, dükkanının küçük ışığını bir meşale gibi tutuyordu. Adana’nın o zorlu kışında, siyasi gerilimin her geçen gün arttığı bir dönemde, Şahin’in duruşu, inancının gücüyle örülmüş çelik bir kalkan gibiydi. O biliyordu ki, vatan sevgisi sadece sözde kalmaz, hayatın her anında bir duruş gerektirir.
SON CUMA VE SON ADIM
18 Ekim 1980. O gün, Şahin için, diğer günlerden farksız bir sadakat günü olmalıydı. Ruhunu huzurla dolduran Cuma Namazı’nı eda etti. Bu, onun manevi görevini tamamladığı andı. Hemen ardından, ekmeğini kazanmak için, dünyanın kaosu içinde kendine ait küçük huzur limanı olan köşker dükkânına doğru yürüdü. Namazdan işine doğru attığı her adım, dürüstlüğe ve helal kazanca duyduğu inancın ispatıydı.
İSTİKLAL MAHALLENİN VURULUŞU
Ne yazık ki, karanlık zihniyetler, o günün kutsallığını tanımadı. Şahin’in temizliği ve masumiyeti, kin ve nefretle bilenmiş bir pusunun hedefi oldu. İş yerine giden 27 yaşındaki bu fedakâr adamın yolu, komünistler tarafından haince kesildi. Açık bir meydan okuma yerine, kahpece kurulmuş bir pusu seçildi.
O, inançlı adımlarla yürürken; kurşunlar, sadakatin ve aile sevgisinin tam kalbine isabet etti. Şahin Ekerbiçer, bir sokak çatışmasında değil, hayatının en masum anında, görevine dönerken, alçakça bir saldırıyla şehit edildi. O an Adana, sadece bir evladını değil, bir babanın son umudunu da kaybetmişti. Bir destan, birkaç kurşun sesiyle sessizliğe gömüldü.
KARŞIYAKA’NIN EMANETİ
Şahin, bir mahallenin direği iken, şimdi bir milletin onuru olmuştu. Ardında bıraktığı acı ve gurur, onun fedakârlığının büyüklüğünü anlatıyordu. Aziz bedeni, vatan bildiği Adana topraklarının kalbine, Karşıyaka Asri mezarlığına emanet edildi. O, 27 yaşında, hayatı boyunca yürüdüğü doğru yolda, inancının bedelini canıyla ödemiş ve ebediyete yürümüştür.
"O, bir köşker dükkanında feda edilen 27 yıllık bir ömürdü. Artık adı, gökyüzüne yazılmış, sönmeyen bir yıldızdır; sadakatin ve fedakârlığın sancağı."