"Kimi hayatlar, vatanın sınırları değil, namusun bekçiliği için çizilmiştir. Haydar Şahin’in ömrü, işte bu yeminle mühürlenmiştir."
HAYDAR: BİR YÜREK, BİR YEMİN
Büyük bir adanmışlığın destanını yazmak için yola çıkan bir yiğitti o. Ankara’nın kadim toprağı, Gölbaşı ilçesinin Karaali Köyü, sadece doğduğu yer değil, aynı zamanda ruhunun kök saldığı, davasına ilk yemini ettiği ocaktı. O, sadece bir birey değil, kendini davasına adamış, çelikten bir iradeye sahip bir Türk Milliyetçisi Ülkücüydü. İnancı, gençliğinin baharında taşıdığı en büyük zırhıydı.
ADANMIŞLIĞIN YİRMİ İKİ YILI
Hayatının henüz yirmi ikinci baharındaydı. Yirmi iki yaş, genellikle hayallerin, başlangıçların ve geleceğin planlandığı en verimli çağdır. Oysa Şehit Haydar Şahin için bu genç ömür, şahsi kaygılardan arınmış, tamamıyla milletine vakfedilmiş bir mühletti. Yaşıtları dünyevi hırsların peşindeyken, onun mesleği yalnızca inancıydı; duruşu, memleketin geleceği adına verdiği tarifsiz mücadeleydi. Kısa süren yaşamını, yarınlara uzanan keskin bir bayrak gibi taşıdı.
AKSARAY'DAKİ SON DİRENİŞ
Yıl 1978’di. Tarih, 18 Ağustos’u gösterdiğinde, Anadolu’nun kalbi Aksaray, bir kahramanlık imtihanına sahne oluyordu. Aksaray ilçesine bağlı Eskil kasabası yakınlarında, karanlık güçler pusu kurmuş, namertçe bir saldırıya hazırlanmıştı. Olay gününe dair detaylar, Haydar Şahin’in nasıl bir direniş gösterdiğini, hangi şartlarda son nefesine yürüdüğünü belki de sonsuza dek sır olarak saklayacaktır.
Ancak ortada, o çetin mücadelenin tüm dehşetini ve Haydar’ın sarsılmaz cesaretini haykıran soğuk bir gerçek vardı: Şehadete ulaştığında, genç bedeninden tam tamına seksen (80) kurşun yarası çıktı. Bu, basit bir ölüm değildi; bu, bir kahramanın tek başına bir orduya karşı koyuşunun, inancından zerre taviz vermeden canını siper edişinin destansı kanıtıydı. Seksen kurşun; düşmanın ona duyduğu nefretin derinliğini ve Haydar Şahin’in son anına kadar gösterdiği onurlu direnişin büyüklüğünü mühürledi.
SONSUZLUĞA UĞURLANIŞ
Bir yiğit düştü, ama destan kaldı. Aksaray’da yükselen çığlık, geride kalanlar için fedakârlığın en yüce örneği oldu. Haydar Şahin’in mübarek naaşı, onu yetiştiren o kutlu toprağa, Ankara-Gölbaşı’ndaki Karaali Köyü’ne son yolculuğunda uğurlandı. Geriye, 22 yaşında adanmış bir hayatın, 18 Ağustos 1978 tarihinde vatanın sinesine attığı silinmez bir imza ve dilden dile dolaşacak bir Ülkücü şehadet hikayesi kaldı.
"Bedeninde taşıdığı her kurşun yarası, milletin sinesine kazınan şerefli bir imzadır; o, adını tarihe kanıyla yazdırmıştır."