"Bazı insanlar ömürlerini bir nefese sığdırır; o nefes, geleceğe atılan en cesur adımdır."
I. YÜREĞİ MALATYA OLAN GENÇ
O, vatan toprağının tam kalbinde, Malatya'da filizlenen bir fidandı. Adı AZİZ PAŞAHAN. Henüz on yedi bahar görmüş, hayatının en coşkulu çağında, geleceğe dair umutlar biriktiren bir öğrenciydi. Şehit Kemal Özalper Endüstri Meslek Lisesi’nin sıralarında, bilimin ve inancın ışığıyla donanırken, kaderi onu bir başka, daha yüce bir göreve çağırdı. O, sadece bir öğrenci değildi; o, Malatya'nın isyan dolu yıllarında duruşuyla var olan, temiz yürekli bir ülkücüydü.
II. BİR GENÇLİK DESTANI
Takvimler 27 Eylül 1978’i gösterdiğinde, hava huzurun değil, pusunun kokusunu taşıyordu. O gün, genç AZİZ PAŞAHAN’ın alın yazısı, bir kahramanlık destanının son satırı olarak yazılacaktı. O ve arkadaşları, Yeşiltepe Mahallesi’ndeki mütevazı bir kahvehanede, sıradan bir anın sıcaklığına sığınmışlardı. Onlar sadece, o dönemin fırtınalı havasından uzak, bir maçın heyecanına ortak olan gençlerdi. Henüz 14 yaşındaki en küçük arkadaşlarından, 17 yaşındaki Aziz’e kadar, hepsi bu toprakların geleceğiydi.
III. KAHPE KURŞUNUN GÖLGESİ
Hainlik, her zaman en masum anı seçer. Kahvehanenin duvarları, komünist terörün menfur saldırısıyla aniden kana bulandı. Dışarıdan gelen bir ateş yağmuru, neşeyi ve umudu bir anda boğdu. Burası savaş meydanı değildi; burası, gençlerin hayallerini kurduğu bir mekândı. Fakat bu alçak pusu, tam yedi genci yere serdi; yedi umut yaralandı, yedi yürek dağlandı.
IV. YEDİLERİN EN BÜYÜĞÜ VE SON NEFES
O an, AZİZ PAŞAHAN, 17 yaşının verdiği olgunlukla, yaralanan yedi genç arasında duran en büyükleriydi. Belki bir siper oldu, belki bir can kurtarmaya çalıştı, belki de sadece genç kardeşlerini korumak için ileri atıldı. O karanlık anda ne dediği, hangi son kararı aldığı bilinmez; ancak bilinen şudur ki, o gençlik ateşi, düşmanın kurşunuyla söndürüldü.
Yaralıydı, ama teslim olmadı. Malatya sokaklarında yankılanan o silah sesleri, genç AZİZ’i kurtarmaya yetmedi. 17 yaşındaki Ülkücü Şehit AZİZ PAŞAHAN, o acı günde canını vatanına feda ederek, o yedi yaralının arasından şehadet şerbetini içen isim oldu. Onun kanı, kardeşlerinin geleceği için Malatya toprağına akıtılan, mukaddes bir yemindi.
V. ŞEHADETİN MÜHRÜ
Aziz Paşahan, kısa ömrünü adanmışlığın destanına dönüştürdü. O, okul sıralarından, bir kahvehanenin puslu anına uzanan kısa, ama onurlu bir hayat yaşadı. Tarih 27 Eylül 1978’i gösterirken, o, sadece öldürülmüş bir öğrenci değil; fedakârlığıyla nesillere ışık tutan, on yedi yaşındaki Malatya Şehidi olarak tarihe adını kazıdı.
"On yedi yıllık kısa bir ömür, vatana feda edildiğinde, artık o bir mazi değil, yarınlara uzanan ebedi bir bayraktır."