"Yürekler ki, elli bir yıllık ömre destanlar sığdırır; çünkü bazı yiğitler, son nefeslerini vatanın sarsılmaz kalesi yaparlar."
MALKOÇOĞLU’NUN YÜREĞİ VE KİMLİĞİ
Gaziantep’in bereketli topraklarında doğmuş bir yiğitti o. Adı, Mehmet Ökkeli’ydi; lakin davasına olan adanmışlığı ve cesareti sebebiyle, milletinin dilinde ve gönlünde “Malkoçoğlu” olarak anılırdı. Mesleği, elleriyle kumaşı iğneleyen, insanlara giysi biçen mütevazı bir sanattı; terzilik. Fakat 51 yıllık ömrünün her anı, sadece bir esnafın değil, aynı zamanda bir ülkü adamının kararlılığını taşıyordu. Onun dükkânı, Çıksorut Mahallesi Burhan Sokak’ta, sıradan bir iş yeri değil, aynı zamanda inancın ve davanın sessiz kalesiydi.
ADANMIŞ BİR ÖMÜR VE GÖREV RUHU
Yaşının kemale ermesine rağmen, Mehmet Ökkeli’nin omuzlarındaki yük ve gönlündeki ateş hiç sönmedi. Ailesine ekmek götürdüğü dükkânının ardında, daha büyük bir görev onu bekliyordu. O, MHP Gaziantep İl Teşkilatında aktif bir neferdi; davasına gönül vermiş, sancağı yere düşürmemeye yemin etmiş bir görev adamıydı. Hayatın yorgunluğuna sığınmak yerine, tehlikenin ortasında dimdik durmayı seçmişti. Onun 51 yıllık ömrü, rahatlık arayanlara değil, zorlu yolda yürüyenlere ilham olacak bir destan misaliydi.
KARARAN GÜN VE KALLEŞ BASKIN
Tarih, 25 Eylül 1979 Salı gününü gösteriyordu. O gün, Antep semaları bir kahramanlık destanına tanıklık etmek üzereydi. Saatler 17.00’ı vurduğunda, karanlık, aydınlığın yuvasına çökmeye geldi. Mehmet Ökkeli, her zamanki gibi işinin başındaydı. O sessiz çalışma anında, gözü dönmüş, vicdanı kurumuş devrimci solcu-komünist militanlar, kalleş bir baskın düzenlediler.
Bu bir soygun değil, bir değerin yok edilme girişimiydi. Onlar, Malkoçoğlu’nun bedenini hedef alırken, aslında onun temsil ettiği sarsılmaz imanı ve vatan aşkını susturmak istiyorlardı. İş yerinin duvarları, o an büyük bir çatışmaya sahne oldu.
ŞEHADET ANITI VE GENÇ YÜREK
O an, Mehmet Ökkeli, o ateş çemberinin ortasında yalnız değildi. Yanında, henüz hayatının baharında, 15 yaşındaki pırıl pırıl ülküdaşı Günay Kıratlı bulunuyordu. Malkoçoğlu, son nefesine kadar o gence siper oldu, inancının en ön cephesinde durdu.
Katillerin açmış olduğu menfur ateş sonucu, iki ülküdaşımız da aynı kaderi paylaştı. Mehmet Ökkeli, esnaf dükkânını son karargâhı yaparak, 51 yaşında, davası uğruna şehadete yürüdü. O, son anında dahi korkakça geri çekilmek yerine, zalime karşı duruşunu kanıyla mühürledi. Onun şehadeti, sadece bir terzi dükkânının kapanışı değil, bir neslin fedakârlık yeminine atılmış onurlu bir imzaydı. 25 Eylül 1979, Gaziantep'in sokağını, iki destansı şehidin hatırasıyla ebediyete taşıdı.
"Elleriyle kumaşı değil, alın yazısını çizdi. O gün, bir esnafın dükkânı, ebedi bir kahramanlık menkıbesinin başlangıcı oldu."