"BAZI HAYATLAR KISADIR, AMA TAŞIDIKLARI DESTANLAR ÇAĞLARI AŞAR. O, ON YEDİ YAŞIN TÜM SAFLIĞIYLA, BİR MİLLETİN İNANCINI OMUZLADI."
KİMLİĞİ VE YEMİNİ
O, bir rakamdan ibaret değildi; o, bir davanın ateşlenmiş sancağıydı. Adı Tayfun Yaman’dı. Kimliğinin en başında "TÜRK MİLLİYETÇİSİ" yazıyordu ve bu unvan, onun en kutsal yeminiydi. Yaşadığı çağın en çetin sınavında, inançlarını yüreğinde bir kor gibi taşıyan bir Ülkücü’ydü. Henüz 1979 yılının karanlık dehlizlerinde, İstanbul’da, sadece duruşunun bedelini ödemeye hazır bir kahramandı.
GÜLTEPE'NİN GENÇ YÜREĞİ
Tayfun Yaman, yalnızca on yedi yaşındaydı. Omuzlarında bir milletin geleceği, ellerinde ise Endüstri Meslek Lisesi son sınıfının defterleri vardı. Gültepe’deki ailesinin ocağında ikamet ediyor, okuyor ve hayatı öğreniyordu. Ancak onun en büyük dersi, okullarda değil, vatan sevgisinin çelikten iradesinde gizliydi. Gencecik yaşına rağmen, o dönemin fırtınalı denizine karşı durmaya ant içmiş bir neferdi; geleceğe dair tüm hayallerini, uğruna yürüdüğü yola adamıştı.
O VAHİM ADIM VE GÖLGELERİN TUZAĞI
Takvimler 02 Mayıs 1979’u gösterirken, İstanbul şehri alçak bir tuzağa hazırlanıyordu. Tayfun Yaman, Teşkilatının, davasının ocağından çıktı; yuvasına, ailesinin yanına dönmek üzere adımlarını attı. Her adım, memleketin üzerine çöken sisin içinden atılan kararlı bir adımdı. Fakat o bilmiyordu ki, pusu, en alçak haliyle kurulmuştu. Yolu üzerinde, karanlığın içinden süzülmüş iki siluet yanına yaklaştı. En büyük ihaneti gerçekleştirmek üzere, kendilerini kanunun temsilcisi gibi gösterdiler.
KİMLİĞİN BEDELİ
Katiller, kalleşliğin perdesi arkasında, kahramanımızdan kimlik belgesini istediler. Tayfun Yaman, dürüstlüğün ve saflığın timsali olarak, istedikleri o belgeyi tereddütsüz uzattı. Bu an, yalnızca bir kimlik kontrolü değil, bir kahramanın davasının ve inancının sorgulandığı anın ta kendisiydi. Kimliğini verdi. Katiller onu aradılar. Ardından, aradıkları şeyin Tayfun’un cebinde değil, gözlerinde yanan iman ateşi olduğunu anladılar.
SON NEFES VE YÜKSELİŞ
O an, hainlik en alçak yüzüyle ortaya çıktı. Sinsice yaklaşıp, gencecik bir hayatı söndürmek için tetiği çektiler. Kurşunlar, genç bir bedeni hedef aldı; başından ve karnından aldığı o hain darbeler, sadece bir hayatı söndürmekle kalmadı. O kurşunlar, 17 yaşındaki bir ülkücünün ruhunu, mücadele ateşini ve adanmışlığını sonsuzluğa taşıdı.
İstanbul toprağı, 02 Mayıs 1979’da, henüz filizlenecekken kesilen bir fidanın, Şehit Tayfun Yaman’ın kanıyla sulandı. O, Endüstri Meslek Lisesi öğrencisiyken, vatanın en yüce mertebesi olan Şehitlik makamına yükseldi. Ruhu, 17 yaşında, ışıktan bir yemin olarak göğe çekildi.
"BAZI YİĞİTLER TOPRAĞA EMANET EDİLMEZ, ONLAR TOPRAĞIN SARSILMAZ YEMİNİ OLUR. TAYFUN YAMAN, 17 YAŞINDA, EBEDİ BİR DESTANA ADINI YAZDIRDI."