"Bazı çağlar rüyalar için biçilmiştir, ancak Hüseyin Büyükkoz, 22 yaşında iken davası uğruna nöbeti seçti."
I. KAHRAMANMARAŞ'TAN YÜKSELEN ÇELİK İRADE
O, Anadolu’nun derinliğinden, Kahramanmaraş’ın kadim toprağı Elbistan’dan İstanbul'un karmaşasına doğru yola çıkmış bir ruhtu. Hüseyin Büyükkoz. Adı, yiğitliğin ve imanın sarsılmaz bir yeminle birleştiği o zorlu yılların mührünü taşıyordu. Henüz 22 baharını görmüş bu genç, hayatını sadece kişisel hedeflere adamayı reddetmişti. Onun ruhu, sıradan bir hayatı değil, milletinin geleceğini inşa etme ateşini taşıyordu.
II. MÜHENDİSLİK DÜŞLERİ VE ADANMIŞ RUH
İstanbul’un en parlak eğitim ocaklarından biri olan Galatasaray Mühendislik Yüksek Okulu’nda okuyordu. Kalemi, sadece matematik denklemlerini değil, aynı zamanda ülkücü davasının manifestosunu yazıyordu. Feriköy öğrenci yurdundaki daracık odası, büyük fikirlerin filizlendiği, geleceğe dair yeminlerin edildiği bir karargâh gibiydi. O, sadece bir öğrenci değil, karanlık ideolojilerin kuşattığı bir şehirde, inancın ve cesaretin yılmaz bekçisiydi.
III. HÜRRİYET CADDESİNDE KURULAN PUSU
9 Eylül günüydü. İstanbul’un Şişli ilçesinde, adı bizzat "Hürriyet" ve "Ebediye" olan caddelerin kesişim noktasında, kaderi onu bekliyordu. O, karanlık güçlerin ve komünist militanların hedef tahtasına adanmış bir isimdi. Hüseyin, bu tehlikeli coğrafyada adımlarını geri çekmek yerine, kararlılıkla yürümeyi seçmişti. Hain bir pusunun ortasında, alçak kurşunlar onu buldu. Olgusal bir metin bu anı sadece bir saldırı olarak kaydetse de, biliyoruz ki o an, genç bir yüreğin teslim olmamak için verdiği son direnişin fısıltısıydı. Ağır yara almıştı, bedeni düşman mermileriyle sarsılmıştı, fakat ruhu zapt edilememişti.
IV. BAYRAM SABAĞI SON NEFES
9 Eylül’den 25 Eylül’e kadar geçen o zorlu günler, Hüseyin’in çelikten yapılmış direncinin destanıydı. Şişli Çocuk Hastahanesi’nin koridorları, genç bir kahramanın yaşam mücadelesine tanıklık etti. Hekimlerin tüm çabası, tüm bilimsel kudreti, o büyük yaranın açtığı uçurumu doldurmaya yetmedi. Ve sonra o kutsal gün geldi: Ramazan Bayramının 1. Günü, 25 Eylül 1976 Cumartesi. Sabahın henüz alacakaranlığında, milletin bayramlaşmaya hazırlandığı, sevinçle dolması gereken bir vakitte, Hüseyin Büyükkoz son nefesini verdi.
O, mübarek bir günde, adanmışlığın bedelini ödeyerek şehitlik makamına erişti. Sanki o bayram günü, onun ülkesi için yaptığı fedakârlığın ebedi tasdiknamesiydi. Gençliğini, hayallerini ve en kutsal anını, vatana hediye eden o temiz ruh, mücadele ateşini hiçbir zaman söndürmemişti.
V. VATAN TOPRAĞINA SON YOLCULUK
İstanbul’da yaralanan, İstanbul’da şehit düşen bu genç kahramanın naaşı, doğduğu topraklara, Kahramanmaraş’a doğru son yolculuğuna çıktı. Elbistan’dan yükselen sesi, tüm ulusa bir kahramanlık ağıdı olarak yayıldı. O, sadece 22 yaşındaydı; ancak ardında bıraktığı duruş, yaşından çok daha büyük bir miras bıraktı. Hüseyin Büyükkoz, Kahramanmaraş Merkez mezarlığında toprağa emanet edildi. Artık o, o toprağın bir parçası, her zerresiyle davasının şahidiydi.
"Gençliğin bedelini canıyla ödemiş bir ülkücü, toprağın altında yatsa bile, gök kubbede yankılanan sönmez bir sestir. Hüseyin Büyükkoz’un bıraktığı sessizlik, hürriyetin bedelini haykıran bir uğultudur."