"Bazı ruhlar, ait oldukları yemin uğruna, 17 yıllık ömürlerini binlerce yıla bedel kılarlar."
SİNOP'TAN TAŞINAN YÜREK
O, sadece bir isim değildi; o, Sinop’un Merkez ilçesi Akbaş Mahallesi’nden kopup gelmiş, çetin İstanbul sokaklarına yeminini taşımış bir fidan, bir ülkü ateşiydi. Adı, Sabri Tabak. Gençlik coşkusunun doruklarında, henüz 17 yaşındaydı. Hayatın bütün vaatleri önündeyken, o, kendini en zorlu yola, inanç ve adanmışlık yoluna adamayı seçmişti. Öğrenciydi, fakat kitaplar kadar, davasının yükünü de omuzlarında taşıyordu.
GENÇ YAŞTA VURULAN MÜHÜR
Onun yaşamı, sıradan bir gencin hikayesi olmaktan çok uzaktı. Daha on sekizine varmadan, uğruna yürüdüğü ülkücülük davası yüzünden cezaevlerinin çelik kapılarını tanımıştı. Bu, onun cesaretine vurulmuş bir damga, inancının gücüne bir kanıttı. Ne parmaklıklar ne de tehditler, onun kararlılığını zayıflatabildi. O, davası için bedel ödemekten çekinmeyen, korkuyu tanımayan bir ruh taşıyordu.
KIZILTOPRAK'TA KURULAN HAİN PUSU
Tarih, 24 Eylül 1979’u gösterdiğinde, İstanbul’un üzerinde karanlık bir gölge dolaşıyordu. Kadıköy’ün Kızıltoprak semtinde yürüdüğünde, Sabri Tabak, idealinin peşinde attığı adımların, aynı zamanda son adımları olduğundan habersizdi. Ancak düşmanlar, genç bir idealistin ışığını söndürmek için alçakça bir plan yapmıştı.
Dört hain figür, devrimci solcu-komünist militanlar, pusuda bekliyordu. Sayılarının fazlalığına güvenen bu korkaklar, 17 yaşındaki kahramanı çapraz ateşe alarak, yiğitliğe karşı kalleşliği seçtiler. Mermiler bedenine saplandığında, Sabri Tabak, ağır yaralarla yere yığıldı.
17 YILLIK HAYATIN DESTANSI SON NEFESİ
İşte o anda, sadece bir öğrenci değil, gerçek bir kahraman doğdu. Kanlar içinde kalmasına rağmen, teslim olmayı reddetti. Gençlik aşkıyla tutuşan yüreği, son bir gayretle direniş emri verdi. Belinden çektiği silahla, kendisini alçakça vuran katillere karşılık verdi ve o karanlık pusunun faillerinden birini oracıkta haklayarak, haine ilk ve son darbesini vurdu.
Bu son hamle, onun sadece kendini savunması değil, inancının onurunu kurtarışıydı. Genç Sabri Tabak, ağır yaralarına yenik düştü. Olay yerinde, bir ülküdaşının kucağında, gözlerinde vatan aşkının son pırıltısıyla, şehadet şerbetini içerek ölümsüzleşti.
24 Eylül 1979, Sabri Tabak’ın 17 yıllık kısa ömrünü bir destana dönüştürdüğü gündür.
"24 Eylül 1979, bir ölüm tarihi değil; 17 yaşındaki bir ruhun, inancını kanıyla mühürlediği o ebedi direnişin başladığı gündür."