"Bazı hayatlar kısa sürer, ama yankısı asırlara yayılır. Ramazan Güzel, 19 yaşında, imanı uğruna bir destan yazdı."
I. KÖYDEN YÜKSELEN İMANIN SESİ
Adana’nın sarp, bereketli toprakları, Karataş İlçesinin Küçükkarataş Köyü’nde, fakir bir Yörük ailesinin yiğit evladı olarak doğdu. Adı Ramazan’dı. Kaderi, tıpkı Çukurova güneşi gibi yakıcı ve mücadele doluydu. 19 yaşının baharında olmasına rağmen, sırtında asil bir yorgunluk taşıyordu. 1972 yılında, ailesinin kısıtlı imkânlarıyla verdiği birkaç kuruşu harçlık yaparak, azmin ve çalışkanlığın timsali olarak Endüstri Meslek Lisesini başarıyla bitirdi. O, sadece meslek sahibi olmak istemiyordu; o, inancını onuruyla taşıyarak fakirliğin zincirlerini kırmak isteyen Anadolu iradesiydi.
II. ÇUKUROVA’DA BİR HAK İSYANI
Okul sonrası emeğinin karşılığını ÇUKOBİRLİK’te aradı. Ancak o yıllar, inancın bir bedel talep ettiği, ülkücülüğün ise en büyük suç sayıldığı zorlu bir dönemdi. Kısa sürede, dönemin iktidarı olan CHP’nin karanlık eli, Ramazan’ın ekmeğine uzandı. O, siyasi bir kararla işinden kovuldu, sokağa atıldı. Çukurova’nın siyasi arenasında Ülkücü olmak, ÇUKOBİRLİK’ten atılmakla eş anlamlıydı; bu durum, onu düşmanların gözünde ‘Faşist’ olarak mimlemeye yetti. Ama o, bu damgayı korkaklığa tercih etti. Ramazan, artık sadece işsiz değil, aynı zamanda takip edilen, sürekli tehdit edilen bir dava neferiydi.
III. TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE BİR DİRENİŞ KALESİ
Hayatı, tehditlerin keskin gölgesi altında sürüyordu. Bir müddet Denizli ve Şehitduran Mahallesinde bulunan ablalarının yanında kalarak güvenlik arasa da, davasından asla vazgeçmedi. Tehlikeye rağmen, Adana’nın en kritik noktalarından biri olan Şehitduran mahallesinde bulunan ÜGD Kitap Lokalinde yöneticilik görevini üstlendi. O, korkunun kol gezdiği sokaklarda, gençliğe ışık tutan bir direniş kalesi inşa etti. Her gün, takip edildiğini bilerek kapıdan içeri girdi; her an, inancının hesabının sorulacağını bilerek yaşadı.
IV. O KARARLI SON PAZAR
Ve o karanlık Pazar geldi. 24 Eylül 1978. Adana’nın gökyüzü, kanlı bir sona gebeydi. Gece saat 23 sıralarında, lokalin sessizliğini parçalayan bir haber ulaştı: Komünistler saldırı hazırlığındaydı. Ramazan Güzel, 19 yaşının tüm kararlılığıyla, kendisini bekleyen kaderin farkındaydı. Geri çekilmeyi, kaçmayı düşünmedi. Bir Ülküdaşı ile birlikte, o anda gelecek olan tehlikeye karşı mücadele etmek için hazırlık yapıyorlardı. Gelen habere rağmen, bulunduğu mevziyi terk etmeyen, imanı ve canı pahasına vatanının namusunu korumaya hazırlanan bu duruş, bir kahramanlık anıtıydı.
V. GÖĞSÜNE SAPLANAN HÜRRİYET
Hazırlık anı, son eylemi oldu. Hainlik, beklediği yerden vurdu. Düşmanın alçakça saldırısı, Ramazan’ı hazırlık yaparken yakaladı. Genç yüreğinin attığı göğsüne isabet eden tek bir kurşun, 19 yıllık tertemiz bir hayatı sonlandırdı. O tek kurşun, sadece bir bedeni değil, Çukurova’da adaleti arayan bir gencin umutlarını vurdu. Ancak Ramazan’ın şehadeti, kuru bir ölüm değil, duruşun ve adanmışlığın mühürlendiği yüce bir fedakârlık anıydı. Cenazesi, doğduğu toprağa, Karataş’ın köyüne, sessiz ve destansı bir vedayla sırlandı.
"Bir kurşun, bedeni susturabilir; ancak Ramazan Güzel’in 19 yıllık sarsılmaz imanı, Çukurova’nın en yüce mirası olarak toprağa karıştı. O, asla bitmeyen bir mücadeleye son nefesiyle mühür vurdu."