"Bazı hayatlar kısa sürer, ama bir çağın fedakârlığı o kısacık ömre sığar."
KÖKLER VE GENÇLİK YEMİNİ
O, Adana’nın ruhundan doğmuştu; Sarıçam İlçesi’nin Kürkçüler-Dağcılar köyü, Veysel Eker’in ilk nefesini verdiği kutsal topraklardı. Gençlik coşkusunun doruğunda, henüz 19 yaşındaydı. Daha yürüyecek, görecek, yaşayacak çok uzun bir hayat onu beklerken, o, kendini vatanın ve davasının yollarına adamıştı. İkamet ettiği Adana’nın Yenidöşeme mahallesinde, sadece bir mahalleli değil, yüreği bir ideal uğruna atan bir yiğit olarak tanınıyordu. Onun kısa ömrü, dönemin çalkantılı fırtınasına karşı bir sığınak kurmak için harcandı.
DEDE KORKUT'UN MİRASI VE KİTAPLARIN MUHAFIZI
Veysel Eker, eline silah almak yerine, fikrin ve kültürün bayrağını taşımayı seçmişti. O, sıradan bir görevli değildi; ÜGD (Ülkücü Gençler Derneği) bünyesinde, Dede Korkut Kitap Lokali’nin muhafızıydı. O yıllarda kurşunların havada uçuştuğu bir zamanda, o, Türkmenlerin destanlarını, geçmişin bilgeliğini ve geleceğin umudunu barındıran kitapların bekçiliğini yapıyordu. Karanlığın çöktüğü bir şehirde, lokalin ışığını söndürmemek, Veysel’in en büyük kahramanlık vazifesiydi. O, sadece rafları değil, aynı zamanda milli bilinci ve kültürel kimliği de koruyordu.
İHANETİN GÖLGESİNDE BİR SON VAZİFE
23 Eylül 1979... Takvim yaprakları, Adana sokaklarında kanlı bir ihanetin gölgesini taşıyan o karanlık günü gösteriyordu. Veysel, idealleri için verdiği mücadeleyi Narlıca mahallesine taşımıştı. Olay Günü, komünist militanlar, kitapların savunucusuna karşı pusu kurdular. Silahların gölgesine sığınanlar, 19 yaşındaki bir gencin hayatını söndürmek için alçakça bir plan yapmışlardı.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
O, bir evin önünde, belki de son görevini yerine getirmiş, belki de bir sonraki hamlesini planlarken ansızın o çemberin içine alındı. Karşısında kin ve nefretle bilenmiş düşmanlar vardı. Veysel Eker'in son anları, metinlerde detaylanmamış olsa da, onun duruşu ve cesareti, bu eksikliği bir destana dönüştürmektedir. O, 19 yaşındaki bedeniyle, milletinin geleceğine yönelen tehdide karşı bir siper oldu.
Kurşunlar bedenini hedef aldı. Fikirleri yıkamadıkları gencecik bir kahramanı, ancak kurşunlarla susturabileceklerini sandılar. Adana’nın kalbinde, 23 Eylül 1979’da, fikri ve imanı uğruna kurşunlanarak şehit edildi.
19 yıllık ömrünü, bir milletin vicdanına mühürleyen Veysel Eker, düşüşüyle Adana semalarında destanlaşan isimlerden biri oldu. Onu susturmak isteyenler, adını sonsuzluğa taşıyan şehitlik mertebesine yükseltti.
"Kurşun bedene değdi ama ruhuna ulaşamadı. Veysel Eker, 19 yaşında Adana toprağına düştü; o günden sonra adı sadece bir tarih değil, sönmeyen bir meşale oldu."