"Bazı hayatlar bir destanın ilk satırıdır; bazı ölümler ise bir davanın sonsuz mühürlenmesidir."
I. YÜREĞİNDEKİ MİLLİ YEMİN
O, sadece bir isim değildi; 21 Eylül 1978 tarihinde İzmir topraklarına düşen, adını ülkü yoluna adayan genç bir fidanın iki ismiydi: Ülkücü Şehit Hasan/Hakan Saka. Kayıtlar, onun hangi yuvadan fışkırdığını not etmemiş olsa da, duruşu tüm milletin oğlu olduğunu haykırıyordu. O, İzmir Ülkücü Gençlik Derneği’nin sadece bir üyesi değil, aynı zamanda davasının namusunu taşıyan sarsılmaz bir neferiydi.
II. İKİ OKUL, TEK İDEALİN YOLCULARI
Hasan/Hakan Saka, sıradan bir hayatı seçmek yerine adanmışlığı seçmişti. O, sadece kağıt üzerindeki bilgiyi değil, milletin geleceğini arıyordu. Bu genç kahraman, hayatını ilim ve ülkü arasında ikiye bölmüştü: Gündüz yüksek okulun sıralarında geleceğin tohumlarını ekerken, akşam da Cumhuriyet Akşam Lisesi’nde ilmin peşindeydi. Bu çift cepheli yaşam, onun davasına ne denli yorulmadan, ne denli tutkuyla adandığının en büyük şahidiydi.
III. BORNOVA'DAKİ SON NÖBET
O kara günde, 21 Eylül 1978’de, Hasan/Hakan, her zamanki gibi günlük mücadelesini tamamlamış, otobüse binmek için Bornova Otobüs durağında bekliyordu. Bir kahraman için en tehlikeli an, tehlikeyi beklemediği, sıradanlığa karıştığı andır. O, evine, okuluna ya da yoldaşlarına gitmeyi beklerken, kaderin en karanlık randevusuna yürüyordu.
IV. DÖRDE KARŞI TEK VE VURULAN YÜREK
Tam o anda, tek başına duran bir imanın üzerine, karanlığın dört gölgesi çöktü. Dört devrimci-komünist militan belirdi. Tarih, bu saldırganların korkaklığını not etti: Onlar, tek bir yiğidin karşısına er meydanında çıkamayacak kadar zelil ve güçsüzdüler. Metinde geçtiği gibi, “Tek tek kavgaya giremeyen bu çakallar” sadece namlularına güvendiler.
Yüzlerce masum insanın gözü önünde, alçakça bir pusuyla Hasan/Hakan’ı çapraz ateşe aldılar. O an, sadece bir gençlik rüyası değil, İzmir’de temsil edilen bir milletin vicdanı hedef alınmıştı. O, dört namlunun karşısında bile davasından dönmeyen, son nefesine kadar dik duran bir abide oldu. Kurşunlar hedefini buldu; ancak imanı kıramadı.
V. KANA BULANAN MÜHÜR VE EBEDİ İSTİRAHAT
Vücudundan akan her damla kan, İzmir toprağına düşen bir yemin oldu. Kanlar içindeyken bile, onun duruşu sarsılmazdı. En çarpıcı detay ise: O’nun göğsünün üzerinde, iç cebinde taşıdığı Hergün gazetesi de bu kutsal kana bulanmıştı. Bu, onun sadece bir öğrenci değil, aynı zamanda taşıdığı davanın, fikirlerinin yaşayan ve şehadetle mühürlenen bir temsilcisi olduğunun nişanesiydi.
21 Eylül günü, adanmışlığı şehadetle taçlandı ve İzmir, en genç kahramanlarından birini kaybetti. Ertesi gün, Karşıyaka mezarlığı, bu ülkü uğruna canını feda eden genç bir imanın ebedi yurduna dönüştü.
"Hasan/Hakan Saka, adı kayıtlara tam geçmeyen tüm adsız kahramanların sancağı olarak, 1978'in soğuk rüzgarına karşı atılmış en sıcak, en cesur adımdır."