"Bazı ölümler, sadece bir tarihi değil, bir milletin vicdanını aydınlatan sönmez bir meşaleye dönüşür."
KİMLİĞİ VE İNANÇ YEMİNİ
Mustafa Yenicil. Adı, inanç ve davanın Adana topraklarında kök salmış yiğitliğinin simgesiydi. Doğduğu topraklar olan Adana’nın Nizip İlçesi’nde yeşeren bu çelik irade, 25 yıllık kısa ama abidevi bir ömrü vatanın bekasına adadı. O’nun hikâyesi, cephede değil, günlük hayatın tam ortasında, sessiz bir adanmışlığın destanıydı.
BAKKAL TEZGAHINDA KURULAN YUVA
Hayatını Yeşilevler Mahallesi’nde, ailesinin sıcaklığıyla kurduğu yuvada sürdürüyordu. O, sokağın her köşesinden tanınan, helal rızkının peşinde koşan bir esnaftı; bir bakkaldı. Tezgahının arkasında, sadece ticaret yapmıyor, evli bir adam olarak, iki evladının geleceği için umut örüyordu. Mustafa Yenicil, inançları uğruna bedel ödeyeceğini bilse de, yuvasının ve vatanının huzurunu koruma azminden asla dönmedi.
20 EYLÜL: SON MÜŞTERİLERİN İHANETİ
20 Eylül 1979. O gün Adana semalarında dolaşan karanlık bir gölge, sıradan bir Cuma gününü sonsuz bir yasa boğdu. Mustafa Yenicil, dükkanında beklerken, içeri giren üç komünist militan, vicdanlarını silaha teslim etmişti. Onlar müşteri kılığında gelmişlerdi; oysa dertleri sigara değil, bir davanın onurunu susturmaktı.
SON FEDAKARLIK VE EBEDİYETE EĞİLİŞ
Militanlar, Mustafa’dan sigara istediler. O, her zamanki gibi vazifesini yerine getirmek üzere, müşteriye hizmet etmenin vakar ve nezaketiyle tezgahın altına doğru eğildi. Bu, basit bir eylemdi; fakat ardındaki karanlık, bu anı bir pusuya dönüştürdü.
Mustafa Yenicil, hayatının en masum anını yaşarken, alçak kurşunlar sırtına ve boynuna yağdı. İhanet, O’nun tam kalbine, yüzleşme fırsatı vermeden saplandı. Bir kahraman, en savunmasız anında, sadece inancı ve duruşu yüzünden hedef alınmıştı. O, düşmana siper olmuş bir bedenle değil, ekmeğinin peşinde koşarken, davasının bedelini kanıyla ödedi. Aldığı kurşunlar, O’nun orada, mübarek tezgahının hemen dibinde, ebediyete intikal etmesine sebep oldu.
BİR MİLLETİN BORCU
20 Eylül 1979, Mustafa Yenicil’in şehadet şerbetini içtiği ve adını tarihin kahramanlık sütunlarına altın harflerle yazdırdığı gündür. O’nun 25 yıllık destansı yaşamı, Adana Asri Mezarlığı’nda, vatan toprağına emanet edilmiştir. Mustafa Yenicil’in adı, bir esnafın trajik sonu değil, milletinin bağımsızlığı uğruna canını hiçe saymış bir ülkü erinin şerefli nişanesi olarak ebediyete kazınmıştır.
"Unutulmasın ki, vatan, en pahalı sigaranın istendiği o son anın fedakarlığıyla, kahramanlarının kanıyla sulanarak ayakta kalır."