"Genç bir ömrü adanmış bir yemine sığdıranlar, tarihin en çetin sınavından geçerler. Onlar, kalemleriyle başladıkları mücadeleyi, gerektiğinde canlarıyla mühürlerler."
YÜREĞİ SAMSUN'DAN KIZIL ELMA'YA UZANAN BİR IŞIK
Samsun’un Canik ilçesinden yükselen çelik iradenin ve adanmışlığın adıydı O: Mustafa Karaca. Gencecik yaşına sığdırdığı iman ve ülkü, O’nu sadece bir meslek sahibi değil, bir davanın neferi yapıyordu. Eğitimin kutsallığına yürekten inanmış, lise yıllarını Erzurum Atatürk Lisesi’nde tamamlayarak, Doğu’nun sarsılmaz ruhunu benliğine nakşetmişti. Henüz yirmili yaşlarının baharında olmasına rağmen, yolu çoktan çizilmişti; zira O, kalbi vatan sevgisiyle çarpan bir ÜLKÜ BİR mensubuydu.
İRFAN YOLUNDA YAKILAN MEŞALE
Yüksek öğrenimini Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nda tamamladı. O, geleceğin mimarlarını yetiştirecek bir eğitim ordusunun en seçkin mensubuydu. Eğitimi bir mevzi, kürsüyü ise bir siper olarak görüyordu.
25 yaşındaydı. Bir ömrün en verimli, en heyecanlı çağında, Adana Yapı Meslek Lisesi’nde öğretmenlik yapmaya başladı. Silahı tebeşir, cephanesi bilgiydi. Türkiye’nin en çalkantılı yıllarında, Adana’nın kızgın topraklarında, genç zihinlere sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda milli şuur ve adalet aşılamak için gece gündüz çalışıyordu. O’nun duruşu, kuru bir meslek icrası değil, yüksek bir ideali yaşatma yeminiydi.
ADANMIŞLIK ÇEMBERİ: ADANA VURGUNU
1979 yılı, milletin evlatlarının en ağır bedelleri ödediği yarih yapraklarına yazılıydı. Mustafa Karaca, Adana’daki görev yerinde, diğer ülküdaşları gibi, karanlık bir hedefin ortasında bulunduğunun farkındaydı. O ve beş kahraman arkadaşı —Müslim Teke, Özcan Doruk, Davut Korkmaz, Ahmet Güleç, Yılmaz Kızılay— bekar öğretmenler için tahsis edilmiş olan okul lojmanında sadece kalmıyor, aynı idealin nöbetini tutuyorlardı. Altı öğretmen, altı nefer. Onlar, tehlikeye rağmen görev yerlerini terk etmemeyi, o lojmanı bir onur kalesi olarak savunmayı seçmişlerdi.
18 EYLÜL 1979: ATEŞE YÜRÜYEN SON NEFES
Kaderin en karanlık saati, 18 Eylül 1979’da Adana’nın üzerine çöktü. Saatler 23:45’i gösterirken, komünist militanlardan oluşan eli kanlı bir grup, lojmanı hedef alan silahlı bir baskın düzenledi. Mustafa Karaca ve ülküdaşları, meskenlerinin emniyetinde değil, davalarının son kalesinde yakalandılar.
O anlar, bir direnişin, bir teslim olmama ruhunun destanını yazdı. 25 yaşındaki genç öğretmen, inancının ve mesleğine olan bağlılığının bedelini, hayatının en kıymetli anıyla ödedi. Beş kahraman arkadaşıyla birlikte, aynı ideal uğruna, o lojmanda şehadet mertebesine yükseldi. Mustafa Karaca, bilginin ışığını korurken, karanlığın kurşunlarıyla vuruldu. Adana, bu altı öğretmenin akıttığı mübarek kanla, ülkücü hareketin şehitler defterine onurlu birer isim daha kaydetti.
"Bazı hayatlar kısa sürer, ama bıraktıkları iz, asırların ötesine uzanır. Mustafa Karaca’nın 25 yıllık ömrü, bir öğretmenin fedakârlıkla verdiği en büyük derstir: Vatan, can pahasına dahi olsa terk edilmez."