"Bazı hayatlar, yaşadıkları yıl ile değil; taşıdıkları idealin büyüklüğü ve o ideale adanmışlığın ateşten bedeliyle ölçülür."
YÜREĞİNDEKİ BERGAMA VE YÜKSEK İDEAL
İzmir’in bereketli toprakları, Bergama’nın kadim ruhuyla yoğrulmuştu hayatı. O, yirmi beş bahar görmüş, ancak o kısa ömrüne çağlar sürecek bir adanmışlık sığdırmıştı. Özcan Doyuk, sadece bir genç değildi; o, milleti için geleceği inşa etme yemini etmiş bir yapı ustasıydı. İzmir Çınarlı Endüstri Meslek Lisesi'nden aldığı ilk neferlik görevinin ardından, Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Yapı Bölümü’nden mezun olduğunda, elindeki diploma sadece bir kağıt parçası değil, Anadolu'nun geleceğine vurulacak aydınlık bir mühürdü.
ADANMIŞLIĞIN YOLCULUĞU VE VAZİFESİ
Hayatın kolay yolunu seçmek yerine, idealin çağrısına kulak verdi. Öğretmen olarak atanacağı yer Adana Yapı Meslek Lisesi idi. Bu atama, onun için sadece bir meslek başlangıcı değil, aynı zamanda zorlu bir cepheye, ülkü uğruna verilen çetin mücadelenin tam ortasına bir yürüyüştü. O, kuru bilgiyi aktarmakla yetinmeyen; öğrencilerine dürüstlüğü, vatan sevgisini ve inancın gücünü öğreten bir ülkü eriydi. Adana'nın çalkantılı günlerinde dahi, ÜLKÜ BİR mensubu olmanın getirdiği sorumluluğu omuzlarında taşıyarak, karanlığa karşı ışığı yayma görevini kararlılıkla sürdürdü.
ADANA’DAKİ ALTI IŞIK
Adana, o dönemde adeta bir ateş çemberiydi. Özcan Doyuk, bu çemberde yalnız değildi. O, davasına adanmış altı yiğit öğretmenden biriydi. Müslim Teke, Davut Korkmaz, Ahmet Güleç, Yılmaz Kızılay, Mustafa Karaca ve Özcan Doyuk. Onlar, aynı çatının altında, aynı idealleri omuzlayarak, ülkenin kaderini değiştireceklerine inanan bir kardeşlik yemini etmişlerdi. Bu altı yürek, Adana'da eğitim meşalesini söndürmemek için dimdik duran bir kale gibiydi.
SON VARDİYA: KARANLIĞIN ÜZERİNE YÜRÜYÜŞ
Tarih, 18 Eylül 1979'u 19 Eylül'e bağlayan o kara geceyi asla unutmayacaktır. Öğretmenlerin sığınağı olan okul lojmanı, saat 23.45 civarında hain bir pusuya sahne oldu. Kalem yerine silah kuşanan, fikre karşı kaba kuvveti seçen bir grup komünist militan, bu idealist öğretmenlerin huzurunu tarumar etti.
Son adımları, son nefesleri nasıl oldu, bilinmez. O karanlık anlar, tarihin satırlarında sadece bir baskın detayı olarak kalmıştır; ancak o an, 25 yaşındaki Özcan Doyuk’un ve beş ülküdaşının, geri çekilmek yerine, inançlarının bedelini canlarıyla ödeme kararlılığının destanıdır.
Onlar, ders verdikleri kurumun hemen yanındaki lojmanlarda, eğitim ve aydınlık yolunda attıkları adımlardan vazgeçmedikleri için hedef alındılar. Ve o gece, Adana’da altı öğretmenin ışığı, hain kurşunlarla susturuldu sanılsa da, aslında altı şanlı meşale olarak göğe yükseldi. Özcan Doyuk, daha nice yapıya temel atacak genç yaşında, adanmışlığın en yüce yapıtını inşa ederek şehit düştü.
"Gecenin zulmü bedenlerini almış olabilir; ancak onların ortak idealinin ışığı, seçtikleri yolu ve ödedikleri bedeli, nesiller boyu aydınlatmaya devam edecektir."