"Bir milletin geleceği, sadece toprakla değil; bayrağın gölgesinde kalem tutan, inancı uğruna can veren öğretmenlerin omuzlarında yükselir."
EBEDİYETE YÜRÜYEN GENÇLİK: KİMLİĞİ VE YÜKSEK İDEALİ
O, sadece 29 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı büyük bir davanın fedaisiydi. Adı, Müslim Teke. Çankırı’nın yiğit toprağı Eldivan ilçesinde, vatan sevgisinin filizlendiği yerde doğmuş, o coğrafyanın sarsılmaz ruhunu taşımıştı. O, sadece bir öğretmen değil, inancı uğruna yürüyen bir Ülkücü Şehitti. Ankara Erkek Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nun Yapı Bölümü’nden aldığı eğitim, onun sadece binalar inşa etmeyi değil, aynı zamanda sağlam karakterler ve güçlü nesiller inşa etmeyi hedeflediğinin de bir göstergesiydi.
ADANMIŞLIĞIN KÜRSÜSÜ
1975 yılı, Müslim Teke için bir başlangıç, bir adanmışlık yeminiydi. Görev yeri Adana’ydı. Adana Yapı Meslek Lisesi’nde kürsüye adım attığında, ülkesine hizmet etme idealini mesleğiyle birleştirdi. O, ÜLKÜ BİR'in davasına gönül vermiş bir neferdi; sınıfları bilgi ışığıyla doldururken, genç yüreklere de milli şuurun tohumlarını ekiyor, gelecek neslin aydınlanması için cephedeki bir asker gibi mücadele ediyordu.
KARANLIĞIN HEDEFİNDE ALTI YILDIZ
Adana, o karanlık yıllarda ideallerin çarpıştığı, vatan sevdalılarının hedef alındığı bir mücadele meydanıydı. Müslim Teke, bu kutsal şehirde şehadet şerbetini içen, aynı davanın sarsılmaz altı öğretmeninden biriydi. Onlar, sadece öğretmen değildi; onlar, karanlık ellere karşı dimdik duran, geleceğin teminatıydı. Müslim Teke, Özcan Doyuk, Davut Korkmaz, Ahmet Güleç, Yılmaz Kızılay ve Mustafa Karaca; bu altı isim, sadece Adana’da değil, tüm milletin kalbinde açılmış derin bir yaranın ve aynı zamanda büyük bir kahramanlığın mühürüdür.
SON NÖBET VE FEDAKÂRLIK ANITI
Takvimler, milletin hafızasına kazınacak o acı tarihi gösteriyordu: 18 Eylül 1979. Öğretmenin kalemiyle ve davasıyla verdiği mücadele, lojmanın sükûnetinde son bulacaktı. Gece, 18 Eylül'ü 19 Eylül'e bağlarken, saatler 23.45 civarını gösteriyordu. Müslim Teke, bekar öğretmenler için tahsis edilen okul lojmanında, görev aşkının son uykusuna hazırlanırken, kalleşlik kapılarına dayandı.
Bir grup komünist militanın alçakça ve silaha dayalı baskını, mesken tutulmuş o eğitim yuvasını bir anda kan gölüne çevirdi. Müslim Teke, ideallerini savunduğu, gençliğe ışık saçtığı kutsal mekanın içinde, beş arkadaşıyla birlikte, hiçbir savunma imkânı olmadan, hakikatin sessizliği içinde şehadet makamına yürüdü.
O gece, sadece 29 yaşındaki bir eğitim neferi değil, geleceğin üzerine çökmek istenen karanlığa karşı dimdik duran altı kahraman birden susturuldu. Ancak onların son nefesleri, davanın ateşini söndürmedi; aksine, Adana’nın göklerinde, fedakârlık ve cesaretin ebedi anıtı olarak yükseldi. Müslim Teke, o karanlık gecenin hainliğine karşı duran yüce bir ruh olarak, adını tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırdı.
"Öğretmenin şehadeti, ders bitimi değildir; aksine, onur, ideal ve adanmışlık dersinin asla unutulmayacak son zilidir."