"Bazı hayatlar uzunlukla değil, adanmışlıklarının yakıcı ateşiyle ölçülür. Davut Korkmaz’ın ömrü, işte o ilahi ateşin bir yansımasıydı."
I. KİMLİĞİ VE İLK VAKAR
Sivas'ın kadim toprakları Suşehri'nde filizlenen bir hayat, kısa ama bir destana sığacak kadar parlaktı. Davut Korkmaz, 25 yıllık ömrüne, bütün bir milletin geleceğini sığdırma azmiyle yürüyen bir isimdi. İstanbul’da ikamet eden ailesinin tek erkek evladıydı; omuzlarındaki yük, yalnızca ailesinin değil, aynı zamanda taşıdığı davanın da onuru ve sorumluluğuydu. İstanbul Yapı Meslek Lisesi'nden aldığı sağlam temel, Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu Yapı Bölümü’ndeki yüksek iradeyle taçlandırılmıştı. O, sadece bir öğretmen değil, ülkücü ahlakın mimarı olmayı seçmişti.
II. BİR ÖĞRETMENİN YEMİNİ
Mezuniyetin ardından, kalbindeki vatan sevgisi onu en çetin göreve çağırdı. İlk görev yeri Adana Yapı Meslek Lisesiydi. O, bu şehri bir mevzi olarak gördü; ellerinde kalem ve bilgi vardı, yüreğinde ise vatanın kurtuluş yemini. Adana’ya gelişi, sadece bir atama değil, aydınlığı karanlığın üzerine dökme kararıydı. ÜLKÜ BİR mensubu olarak, hayatını mesleğiyle birleştirmiş, idealini öğrencilerine aşılamayı kendine şiar edinmişti.
III. ADANMIŞ RUHLARIN HİKAYESİ
Davut Korkmaz, bu mücadelesinde yalnız değildi. Adana’nın çetin ikliminde, aynı yolda yürüdüğü altı yıldız gibi parlayan dava arkadaşları vardı. O, Müslim Teke, Özcan Doyuk, Ahmet Güleç, Yılmaz Kızılay ve Mustafa Karaca ile birlikte, ülkücü hareketin eğitim cephesindeki sarsılmaz neferleriydi. Onlar, kuru bir listeden ibaret değildi; aynı inancın etrafında kenetlenmiş, aynı tehlikeye gülümseyerek yürümeyi seçmiş altı kahramandı. Onların hikayesi, o dönemin zulmüne karşı verilen en onurlu direnişlerden biriydi.
IV. O KARANLIK GECENİN SON VAKİTLERİ
18 Eylül 1979, Türk milletinin hafızasına kazınan, acının ve cesaretin harmanlandığı o kara gündü. Adana’da, bekar öğretmenler için tahsis edilmiş olan okul lojmanı, bilgelik ve umut yuvasıydı. Ancak 18 Eylül’ü 19 Eylül’e bağlayan gece, saatler 23:45’i gösterdiğinde, bu kutsal yuva alçakça bir saldırının hedefi oldu. Bir grup komünist militan, kin ve nefretle silahlanmış olarak, karanlığın perdesi altında bu aydınlık insanlara baskın düzenledi.
Davut Korkmaz ve beş ülküdaşı, o dar lojman koridorlarında, zalimliğin karşısında durdular. Bu anlar, tarihe detaylarıyla kazınmasa da, onların son nefeslerine kadar süren omuz omuza duruşları, imanın ve kararlılığın en yüksek perdeden yansımasıydı. Onlar, geride bir adım atmadan, korkuya boyun eğmeden, inançlarının bedelini ödediler.
V. EBEDİ ŞEHADET
18 Eylül 1979 gecesi, 25 yaşındaki idealist öğretmen Davut Korkmaz, beş arkadaşıyla birlikte şehit edildi. Onlar, sadece fiziken düşmediler; bir fidanın toprağa düşüp binlerce fidan doğurması gibi, fedakârlıklarının tohumunu ektiler. Onların kanı, sadece Adana toprağını değil, Türkiye’nin geleceğini sulayan bir adanmışlık yemini oldu. Onlar, karanlık bir ideolojinin karşısında, ilmin ve ülkücülüğün sancağını bırakmamış altı destansı ruhtu.
"25 yıllık ömürleri kısa olabilir; ancak onların 18 Eylül 1979 gecesi verdikleri son nefes, sonsuz bir yemin olarak bu milletin kalbine mühürlenmiştir."