"Bazı hayatlar kısa sürer, ama ardında bıraktıkları iz, bir asrın destanına bedeldir. On dokuz yaş, bir vatanın yükünü omuzlamak için fazlasıyla genç, ama davası için can vermek için mükemmel bir yaştır."
ADANA’NIN YÜREĞİ: ŞÜKRÜ AYDIN
Bu destansı hikaye, Adana’nın sıcak topraklarında doğmuş, henüz hayatının baharında, 19 yaşındaki bir yiğidin; Ülkücü Şehit ŞÜKRÜ AYDIN’ın adanmışlık yeminiyle başlar. O, sadece Adana Erkek Lisesi’nin bir öğrencisi değil, kalbinde büyük bir ideal taşıyan genç bir ülkü neferiydi. Bütün gençliği gibi, Narlıca Mahallesi’nde, ailesinin yanında basit ama onurlu bir hayat sürüyordu. Ancak kader, onun defterine, ders kitapları yerine fedakârlık ve mücadele sayfaları yazmıştı.
EĞİTİMDEN EMEĞE ZORUNLU GEÇİŞ
Şükrü Aydın’ın hayatının en kritik dönüm noktası, idealist duruşu yüzünden karşılaştığı baskılar oldu. Ülkenin iktidar dengelerinin değişmesiyle, ülkücülere yönelik artan zulüm ve baskı, genç Şükrü’yü en sevdiği yerden, okul sıralarından kopardı.
O, geri adım atmak yerine, direnişi hayatın ta kendisi yaptı. Eğitimi elinden alınsa da, babasıyla birlikte omuz omuza vererek, at arabasının üzerinde meyve ve sebze satmaya başladı. Bu, basit bir ticari faaliyet değil; zorlu koşullara, ideolojik zulme ve karanlığa karşı ekmek teknesini namusuyla koruma mücadelesiydi. O arabanın üzerindeki her meyve, alın teriyle kazanılmış bir haysiyet simgesiydi.
SON HASAT: 14 EYLÜL 1979
Takvimler, genç Şükrü’nün destanını kana yazacağı o uğursuz günü, 14 EYLÜL 1979’u gösteriyordu. Her günkü gibi, Narlıca mahallesinin tanıdık sokaklarında, babasıyla birlikte o ağır at arabasının üzerindeydi. O an, Şükrü Aydın, sırtı vatana dönük değil, vatana hizmet aşkıyla yanan bir gençti.
Oysa pusu kurulmuştu. Karanlık, her zaman olduğu gibi, mertçe yüzleşmek yerine, saklanmayı seçmişti.
SIRTINDAN VURULAN ONUR
Olay Günü, hainlik ve korkaklığın en alçakça eylemi sahnelendi. Hiçbir uyarı, hiçbir yüzleşme olmadan, arkasına gizlenen komünist militan, en savunmasız anında, sırtından vurdu genç ülküdaşı.
Silahlı saldırı, namertçe bir vuruştu. At arabasının üzerinde, hayat mücadelesini onuruyla veren 19 yaşındaki bir fidan, o anda cansız bir şekilde yere yığıldı. Şükrü Aydın, düştüğü o yerde, Narlıca Mahallesi’nin ortasında, bir dava uğruna can verenlerin saflarına katıldı. O, sırtından vuruldu ama duruşu ile cepheden savaşan bir kahraman olarak ebediyete intikal etti.
YOLGEÇEN’DE BİTEN GENÇLİK
Şükrü Aydın, 19 yaşında, hayatının en verimli çağında şehadet mertebesine erişti. Cenazesi, Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Yolgeçen köyünde, toprağın huzurlu ve kutsal kucağına emanet edildi.
Şimdi, Yolgeçen köyü, sadece bir mezar yeri değil; genç bir ülküdaşın, baskı karşısında eğilmeyen başının, adaletsizliğe direnen ruhunun ve vatan sevgisiyle yanan kalbinin sonsuzluğa erdiği yerdir.
"On dokuzluk bir fidan yere düştü. Ama bilinmelidir ki, bu toprakta fedakarlıkla sulanan her damla kan, gelecekteki hürriyetin köklerini oluşturmuştur."