"Bazılarının dükkânı ekmek teknesidir; bazılarınınki ise, uğruna ölümü göze aldığı bir iman kalesidir."
KÖKLER VE YÜREĞİN ADI: NİZAMETTİN KORKMAZ
Erzincan topraklarından fışkıran bir davanın sadık sesiydi o. Adı, Nizamettin Korkmaz’dı. Hayatın en olgun çağında, 46 yaşında, sadece bir esnaf değildi; o, Ankara Ulubay’da, Türk-İslam ülküsünün sancağını yüreğinde taşıyan bir dervişti. Yıllar süren duruşu, onu yalnızca bir dükkân sahibi olarak değil, karanlık ideolojilere karşı dimdik duran, ülkücü hareketin yılmaz saflarında yerini almış bir kale olarak işaret ediyordu. O, inancının bedelini ödemeye hazır, olgun bir kahramandı.
İDEALLERİN VE CÜRETİN YUVASI
Nizamettin Korkmaz, mesleğini icra ederken dahi, vicdanından taviz vermedi. Esnaflık kisvesi altında, Ankara sokaklarında filizlenen umutsuzluğa ve kargaşaya karşı, kendi küçük mekânını bir direniş noktasına çevirdi. Onun yaşamı, inandığı değerler uğruna sivil hayatın tüm risklerini göze alan bir adanmışlık örneğiydi. O, tehlikenin kol gezdiği 1979 yılında, inancının gerektirdiği cesareti göstermiş, geri adım atmamış ve duruşunu tescillemişti.
13 EYLÜL 1979: GÜNEŞİN DOĞDUĞU O SON SABAH
Takvimler 13 Eylül 1979 Perşembe gününü gösteriyordu. Ankara’nın sabahı henüz yeni uyanırken, saatler 08.45’i vurduğunda, her şey değişti. Bu, günlük hayatın rutin başlangıcıydı; esnaf Nizamettin Korkmaz, her sabah olduğu gibi dükkânının kapısını açmış, rızkının peşinde ve davasının bilincinde güne başlamıştı. Ancak o sabah, dükkânına girenler müşteri değil, nefret ve kinle bilenmiş iki komünist militandı.
İMANIN ATEŞ ÇEMBERİNDE SON MÜHÜR
O an, bir esnafın sade dükkânı, bir inanç savaşının cephesi haline geldi. Nizamettin Korkmaz’ın 46 yıllık onurlu hayatı, vicdanının sesini susturmayı reddettiği için hedef oldu. İki hain gölge tarafından, hiçbir savunma fırsatı tanınmadan, acımasızca "yaylım ateşine" tutuldu. Bu, bir cinayet değil, Türk-İslam ülküsüne karşı sıkılan kurşunlardı.
O, son nefesini, hayatını adadığı değerlere sadakatle, kendi meskeninde verdi. Bir sabahın erken saatinde, en masum anda, inançlarının bedelini canıyla ödedi ve şehadet mertebesine erişti. Nizamettin Korkmaz, 13 Eylül 1979 günü, Ankara’nın soğuk toprağında bir kahramanlık destanı yazdı ve sonsuzluğa uğurlandı. Mücadelesinin ve fedakârlığının nişanesi olarak, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.
"O, hayatını adadığı ülküye son nefesiyle mühür vurdu. Ankara'nın soğuk toprağı artık sadece bir mezar değil, 13 Eylül 1979'un şahitliğidir."