"İnanç, bedeli ne olursa olsun geri dönmemeyi emreder; kahramanlık ise o bedeli bilerek ileri atılmaktır."
ELÂZIĞ’DAN YÜKSELEN SES: ASTSUBAY VE MUHTAR HASAN ÇİMENOĞLU
Anadolu'nun kadim ve çilekeş toprağı Elazığ'da doğanlar bilir ki, hizmet, bazen üniforma giymek bazen de halkın vebalini omuzlamaktır. Hasan Çimenoğlu, hayatını bu iki kutsal göreve adamış bir yiğitti. O, öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri saflarında disiplini ve yeminiyle bir Astsubay olarak vatanına hizmet etti; yorgunluk nedir bilmeyen bir neferdi. Ardından, emeklilik çağında bile duruşundan taviz vermeyerek, Ulukent mahallesinin kaderini üstlenmek üzere Muhtarlık vazifesini devraldı. Onun kimliği, bir komutanın azmi ile bir halk önderinin merhametini birleştirmişti.
ADANMIŞLIĞIN YOLCULUĞU VE İDEOLOJİK DURUŞ
Hasan Çimenoğlu’nun hayatı, sadece görevde kalmakla değil, hakikati aramakla da geçti. İlk başta girdiği siyasi yolda, kalbi ve aklı aradığı huzuru bulamadı. Fikirlerine ve en önemlisi, inançlarına uymayan bir yolda yürüyemeyeceğini anladığında, cesur bir karar verdi: Konforu ve kolayı reddetti. Tarih, onun Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden, inanç ve ideal birliğinin peşinden giderek Milliyetçi Hareket Partisi’ne geçtiğini kaydetti. Bu geçiş, sadece bir parti değişikliği değil; bir insanın, ödediği bedel ne olursa olsun, yüreğinin sesini takip etme yeminidir. O, bu kararıyla duruşunu ilan etti; hakikatten yana olmak, onun için bir yaşam biçimiydi.
O KARANLIK GÜN: 12 EYLÜL 1979
Tarih, takvim yapraklarının en acımasız günlerinden birini gösteriyordu: 12 Eylül 1979. Sabahın ilk ışıkları Elazığ semalarına henüz yeni yayılıyordu. Vakit, henüz çoğu insanın uykuda olduğu, saat 07.00 sıralarıydı. Hasan Çimenoğlu, her günkü sarsılmaz disipliniyle, Şahin Hayri caddesi üzerinde yürüyordu. Bu yürüme, sıradan bir muhtarın günlük adımı değil, inançlarının kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirme adımıydı.
O biliyordu ki, siyasi duruşu onu hedef tahtasına koymuştu. Buna rağmen, ne yolunu değiştirdi ne de geri durdu. Tehlike, bu yürüyüşün gölgesiydi.
SON FEDAKÂRLIK VE ŞEHADET
O meşum anda, karanlığın pususunda bekleyenler harekete geçti. Devrimci solcu-komünist militanlar, aciz ve korkak bir yöntemle, otomatik silahların yıkıcı gücünü, savunmasız ilerleyen bir kahramanın üzerine boşalttılar.
Hasan Çimenoğlu, inançları uğruna tek başına bir cephe açmış ve o cephenin bedelini en ağır şekilde ödemişti. Düşünceleri nedeniyle hedef gösterilen, yürüyüşü nedeniyle cezalandırılmak istenen bu Ülkücü Muhtar, Elazığ’ın sokaklarında, hizmet ettiği halkın hemen yanı başında, mücadelesinin en yüce zirvesine ulaştı. Kurşunlar bedenini hedef aldı, ancak onun kahramanlık destanını sonsuza dek mühürledi. 12 Eylül 1979 günü, Hasan Çimenoğlu, şehitlik mertebesiyle taçlanarak, milletinin vicdanına gömüldü.
"12 Eylül karanlığa yürüdü; ancak Hasan Çimenoğlu o gün, hak bildiği yolda attığı son adımla, inancın ölümsüz aydınlığını tarihe kazıdı."