"Bazen bir hayatın değeri, kaç yıl yaşadığıyla değil, hangi tehlikenin üzerine yürüdüğüyle ölçülür."
ELAZIĞ'IN YÜREĞİ: HASAN YARDIMCI
Hasan Yardımcı. Bu isim, sadece bir kimlik kartının üzerindeki harflerden ibaret değildi; o, Elazığ’ın derin ve çetin ruhundan doğmuş bir Ülkücü Şehit'in bayrağıydı. Doğduğu topraklarda, Elazığ'da, fikirlerinin ve inançlarının sarsılmaz kalesi olarak yaşadı. O, büyük bir davanın neferi olmanın onurunu taşıyordu.
ADANMIŞLIĞIN ÇİFT CEPHESİ
Hasan Yardımcı, mesleği esnaf olan bir baba, bir ev reisiydi. Günlük hayatının mücadelesi, kutsal bir emanetin yerine getirilmesiydi: Çoluk çocuğunun rızkını helal yoldan kazanmak. Ancak onun omuzlarındaki yük, sadece ticari defterlerle sınırlı değildi. O, Ülkücü Esnaf Birliği Derneği (ÜEBD) çatısı altında görev yaparak, idealizmin neferliğini çarşıya, pazara, hayatın tam ortasına taşımıştı. O, ekmek kavgası ile ülkü kavgası arasında bir denge kurmuş, davasına adanmışlığın en somut örneği olmuştu.
12 EYLÜL 1978: KADER GÜNÜ
Takvimler 12 Eylül 1978’i gösteriyordu. Bu tarih, yalnızca Elazığ’ın sokaklarında değil, ülkenin her köşesinde kahramanlığın bedelinin ödendiği, gölgelerin kol gezdiği bir dönemeçti. O gün, Hasan Yardımcı her zamanki gibi işyerini kapattı. Görevini tamamlamış, evine dönmeden önce çarşıda son alışverişlerini yapmıştı. Bu rutin hareketler, yaklaşan pusunun karanlığına doğru atılmış, bir kahramanın son adımlarıydı.
ALÇAKÇA SALDIRI VE ÇAPRAZ ATEŞ
Hasan Yardımcı, elinde eşyalarıyla bugünkü Diyanet Kültür Merkezi civarına geldiğinde, artık kaderin keskin kavşağına ulaşmıştı. Pusu kurulmuştu. Devrimci solcu-komünist militanlar, karanlığın içinden, bir idealin savunucusuna alçakça bir saldırı düzenledi.
Bu, bir çatışma değildi; bu, bir imha girişimiydi. Kahramanımız, hainliğin ve kalleşliğin en çirkin yüzüyle, kurşunların havayı deldiği bir çapraz ateşin ortasında kaldı. O an, Hasan Yardımcı fiziken düştü, ancak ruhu ve duruşu sonsuza dek yükseldi.
ŞEHADETİN YÜKSELİŞİ
O, esnaf Hasan Yardımcı’ydı; o, bir baba ve bir eşti; ama en önemlisi, o, inançları uğruna yürümekten çekinmeyen bir "Ülkücü Gakkoş Kardeşimiz" idi. Bu alçakça saldırıdan dolayı düştü. Fakat o kurşunlar, Hasan Yardımcı’nın hikayesini sona erdirmedi; aksine, onu destanlaştırdı.
12 Eylül 1978'de Elazığ semalarında yankılanan o çapraz ateş, sadece bir canı almadı; aynı zamanda vatanın her köşesinde yankılanan bir fedakârlık yeminini de mühürledi. Hasan Yardımcı, düşerken dahi, inandığı değerlerin yenilmez olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
"Onun düştüğü yer, bir mezar değil; adanmışlığın ve cesaretin ilelebet yaşayacağı bir anıt taşının başlangıcıdır."