"Bazı hayatlar, sadece bir biyografi değil, bir milletin vicdanında yazılmış, bedeli ödenmiş bir yemindir."
MİLLETİN YEMİNİ VE KÖKLERİ
Mahmut Gültaş. Adı, 1980 yılının en fırtınalı günlerinde inanç uğruna ödenen bedelin onurlu sembolü oldu. 1954 yılında, Anadolu’nun kadim topraklarından, Malatya’nın Akçadağ ilçesinin Şeyhler Köyü’nden yükselen bir sesti o. Bir fidan gibi sade ve mütevazı köklerinden filizlendi; ancak hayatı, inancıyla çelikleşmiş bir neferin öyküsüne dönüştü. O, daha gençliğinin baharında, ideallerinin yanına “Ülkücü Şehit” unvanını yazdıran yiğitlerdendi.
ALIN TERİ VE SANATIN KARARLI NEFERİ
Genç Mahmut, ilköğrenimini Malatya merkezde tamamladıktan sonra, azmi ve yeteneği sayesinde Malatya Sanat Lisesi’nin kapısından girdi. Torna ve tesviyenin hassas sanatını öğrenerek, çeliği şekillendirme yeteneğini kazandı. Yüksek öğrenim hayallerine kavuşamadan, ailesinin ve davasının yükünü omuzlamak zorunda kaldı. Ancak bu kesinti onu yıldırmadı; bilakis, Mahmut, sınıflar yerine hayatın zorlu okulunu seçerek, alın terini en kutsal değer ilan etti. Askerlik görevini tamamladıktan sonra Malatya Tekel Fabrikası’nda işçi olarak çalışmaya başladı. O, emeğiyle geçinen, onurlu bir işçi kahramandı.
İDEALİSTİN VAZGEÇİLMEZ DURAĞI
Mahmut Gültaş, sadece bir meslek erbabı değildi; o, milletinin geleceğine adanmış bir davanın yılmaz bekçisiydi. Henüz gençlik yıllarında, Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) yönetiminde sorumluluklar üstlendi. Lakin onun en büyük adanmışlığı, işçi sınıfının hak ve inanç mücadelesine rehberlik etmekti. O, ideolojiyi sadece teoride bırakmadı; Ülkücü İşçiler Derneği Malatya Şubesi’nin kurucuları arasında yer alarak, kutsal sancağı alın terinin döküldüğü topraklara dikti. O, tehlikenin kol gezdiği o puslu yıllarda, geri adım atmayan duruşuyla Malatya’daki ülkücü hareketin temel taşlarından biri oldu.
SON SEFER: ÇARPUŞMA YOLU
Takvimler, tarihin en karanlık dönemeçlerinden biri olan 10 Eylül 1980’i gösteriyordu. Şafak sökerken, saat 07.00 civarıydı. Mahmut Gültaş, davasına ve görevine sadık kalarak, her sabah yaptığı gibi, Tekel Fabrikası’na doğru motosikletiyle yol alıyordu. O gün, yolculuğu Malatya Çarmuzu Yolu’nun başlangıcında son buldu.
Karanlık zihniyetler, solcu komünist militanlar, yollara barikat kurmak yerine, bir kahramanın sabah duasını hedef almışlardı. İdeallerini bir tehdit görenler, pusu kurarak Mahmut’u bekliyorlardı. Mahmut Gültaş göründüğünde, tek bir ferdi değil, bir hareketin ruhunu susturmayı hedefleyen alçakça bir saldırı başladı. Hiçbir uyarı, hiçbir kaçış şansı tanınmadan, kahramanımız çapraz ateşe alındı.
O, inandığı değerler uğruna, fabrikasına yetişmek için çıktığı yolda şehadete yürüdü. Malatya o sabah sadece bir işçisini değil, adanmışlığın en saf örneğini ebediyete uğurladı. Mahmut Gültaş, düşman mermileriyle değil, millet sevgisiyle mühürlenmiş bir kahramanlık destanını 10 Eylül 1980 tarihinde tamamladı.
"O, 10 Eylül sabahında şehadet şerbetini içerek sadece bir hayatı değil, bir neslin adanmışlık ruhunu ölümsüzleştiren destansı bir hatıradır."