"24 baharın sığdığı kısa bir ömürde, vatan aşkını zamana sığdıramayanların destanı yazılır. Onlar, ölümü değil, davanın sönüşünü korku sayanlardır."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNİN VATANI
Gaziantep’in kadim topraklarında, yiğitliğin ve direncin doğduğu coğrafyada filizlendi Şevket Demirel. İslahiye ilçesinin mütevazı Kozdere köyü, bu büyük kahramanın hayata "merhaba" dediği vatan parçasıydı. Henüz ömrünün baharında, yalnızca 24 yaşındaydı. Ancak o kısacık zaman dilimine, koca bir neslin adanmışlığını, inancını ve sarsılmaz ülkü davasını sığdırdı. O, sadece bir köylü, bir genç değil; 1979’un fırtınalı demlerinde, karanlık ideolojilerin karşısına dikilen bayraktardı.
YÜREKLİ DURUŞ VE ADANMIŞLIK YILLARI
Şevket Demirel, Ülkücü hareketin yılmaz neferi olarak, duruşunu vatanın bölünmez bütünlüğüne adadı. Hayatının mesleği; bayrağın yere düşmemesi, ezanın susmamasıydı. O yıllar, kardeşin kardeşe düşürüldüğü, pusunun ve ihanetin kol gezdiği tehlikeli bir çağdı. O, tehlikenin farkındaydı, ama geri adım atmayı davasına ihanet saydı. Her gün, inancının getirdiği cesaretle yürüdü, her nefeste vatanın selameti için kalkan oldu.
O KARANLIK GÜN VE İHANETİN SİLAHLARI
Takvimler 09 Eylül 1979’u gösteriyordu. Gaziantep Merkez ilçesi, Şahinbey’in Nuripazarbaşı mahallesinde, bir kahvehane sessizliğin ortasında alçakça bir saldırının hedefi haline gelecekti. Şevket Demirel, hayatın olağan akışında, belki de bir tasavvur birliğinin ortasında iken, komünist militanların en sinsi darbesiyle karşılaştı.
DHP (Devrimci Halkın Birliği) adını taşıyan, göğüs göğüse çarpışmaktan aciz karanlık eller, oturduğu kahvehaneye silahlı baskın düzenledi. Bu, bir çatışma değil, inanca, imana ve duruşa karşı planlanmış korkakça bir infazdı. Şevket Demirel, baskına maruz kaldığı o son anda dahi, eğilmediği, boyun eğmediği davasının nişanesini taşıyordu.
ŞEHADET ANININ EBEDİYETİ
Kurşunlar, can pazarı kuran hainlerin ellerinden çıktı; ancak hedeflediği beden, bir davanın çelikleşmiş iradesini barındırıyordu. Şevket Demirel, zulme karşı direnen bir milletin destanını, kendi kanıyla yazarak orada şehit düştü. Kahramanlığı, son nefesinde dahi geri çekilmemekti.
O, 24 yaşında, Gaziantep sokaklarında, bayrağına olan sadakatini canıyla mühürledi. Cenazesi, doğduğu ve ait olduğu topraklara, İslahiye’nin Kozdere köyüne getirildi. Vatan uğruna dökülen her damla kanın kıymetini bilenlerin dualarıyla, köyünün bağrında ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. Şehit Şevket Demirel, o günden sonra sadece bir isim değil, bir destan, bir yemin olarak yaşamaya devam etti.
"Şehitler ölmez; onlar, geride bıraktıkları bayrağın her bir ipliğinde, yarına dair bir yemin olarak yaşarlar. 09 Eylül 1979, sadece bir tarih değil, sarsılmaz bir imanın tescilidir."