"Bazı insanlar sadece yaşamaz, kısa ömürlerine bütün bir davanın onurunu sığdırır ve düştükleri yerde bir destan başlatırlar."
KİMLİĞİ VE TOKAT'TAN YÜKSELEN SES
Yiğitliğin ve kararlılığın mührünü alnında taşıyan YÜCEL KAPISIZ… O, Anadolu'nun köklü toprağı Tokat’ta gözlerini açtı; ancak kaderi, Bursa’nın çetin kavgalarla yazılan kaldırımlarında mühürlenecekti. Henüz 19 yaşındaydı. Hayatının baharında, geleceğe dair kurulan büyük hayallerin doruğunda, adını tarihe 08 EYLÜL 1979 günü altın harflerle yazdırdı. Onun şehadeti, kuru bir olay değil, adanmış bir gençliğin zamana meydan okuyuşu oldu.
ÇELİK VE İDEAL ARASINDA BİR GENÇ
Yücel Kapısız, hayatı sadece ideallerle değil, alın teriyle de inşa edenlerdendi. O, gündüzleri çeliği döven bir zenaatkar, soğuk demircilik mesleğinin zorluğunu omuzlayan bir işçiydi. Akşam olduğunda ise, yarınların umuduyla Akşam Ticaret Lisesi’nin sıralarında ilim peşindeydi. Bursa’nın Duaçınarı mahallesinde ikamet eden bu delikanlı için hayat, iki cepheli bir mücadele demekti.
Ancak onun asıl cihadı, davasına olan sarsılmaz bağlılığıydı. O, Ülkücü Gençlik Derneği'nin en aktif neferi, MHP Gençlik kollarının yılmaz bir savaşçısıydı. Beyazıt semtinde bulunan MHP lokalinde üstlendiği görev, onun sadece bir öğrenci ve zenaatkar değil, aynı zamanda gelecek nesillere bir meşale taşıyan gönüllü bir fedai olduğunun en güçlü kanıtıydı.
GÖREVE UYANAN O KARARLI SABAH
O sabah, 08 Eylül 1979 sabahı, Yücel için diğerlerinden farksız görünüyordu. Kahvaltısını yaptı. Üzerindeki işçi önlüğü ve okul çantasının ağırlığıyla, her günkü gibi ekmek teknesine, ardından da okuluna ulaşmak üzere evinden çıktı. Yüreği vatan sevgisiyle dolu, adımları kararlıydı.
Fakat namertlik, er ya da geç erdemin yoluna çıkacaktı. Yücel Kapısız, evinden henüz birkaç adım uzaklaşmış, hayatın olağan akışına dalmışken, karanlığın pususu birden sokaklara çöktü. Devrimci solcu-komünist militanlar, canını ve davasını hedef alan silahlı bir saldırı düzenledi.
SON DİRENİŞ VE KAHRAMANLIK MÜHRÜ
O anda, 19 yaşındaki Yücel’in önünde iki seçenek vardı: Kaçmak ya da durmak. O, bir kahramanın yapması gerekeni yaptı. Bedenini değil, ruhunu korumak adına, silahlara karşı eli boş ama imanı dolu bir şekilde duruş sergiledi. Cani katillerin silahlarına karşılık vermeye çalışan, davasının onurunu son nefesine kadar savunan bir yiğit olarak o namluların karşısına dikildi.
Bu destansı direniş, onun son adımı oldu. Vücuduna isabet eden kurşunlar, onun yalnızca fiziksel varlığını susturabildi; ruhundaki sarsılmaz inancı susturmaya yetmedi. Yücel Kapısız, düştüğü olay yerinde şehadet mertebesine erişerek, gençliğini ve bütün varlığını, uğruna savaştığı değerlere mühürledi. 19 yaşındaki bir delikanlının son nefesi, Bursa sokaklarında yankılanan ölümsüz bir kahramanlık türküsüne dönüştü.
"O, sadece 19 yıl yaşadı; ancak o kısacık ömrüyle, bir millete cesaretin ve fedakârlığın nasıl bir demir ustası olunacağını gösteren ebedi bir ders bıraktı."