"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; karanlığa karşı dikilen, asla eğilmeyecek bir bayrak olur."
SOYUNUN MÜHRÜ VE DOĞUM YERİ
Konya topraklarının bereketinden ve kadim ruhundan fışkıran bir yiğitti o. Seydişehir İlçesi'nin Gevrekli Beldesi'nde, Anadolu’nun ruhunu taşıyan bir coğrafyada açtı gözlerini. Adı, Mevlüt Karabulut’tu. Henüz hayata tutunurken bile, taşıdığı inanç ve idealin mühürünü kalbine işlemişti. O, sadece bir yurttaş değil, bir ülkü deviydi. Evliydi, geride emanet bırakacağı çocukları vardı; ama onun yuvası sadece dört duvardan ibaret değildi; tüm milleti, o yüce davanın ateşiyle yanan büyük ailesiydi.
HALKINA ADANMIŞ BİR ÖMÜR: BAŞKANIN YEMİNİ
Çalışkanlığı, dürüstlüğü ve vicdanının sesi, onu halkının önüne geçirdi. Mevlüt Başkan; o zorlu yıllarda, kutuplaşmanın ve çatışmanın gölgesinde dahi, beldesine hizmet etmekten bir an olsun geri durmadı. O, makamının gücünü değil, hizmetin kutsallığını omuzladı. Yardımseverliği dilden dile dolaşan, eli açık, yüreği temiz bir liderdi. O, makamını bir siper değil, hizmet için bir kürsü olarak görerek, her an tehdit altında olmanın bilincinde, yine de halkına yeminle bağlı kaldı.
O KAHPE GECENİN HÜZNÜ
Takvimler 07 EYLÜL 1979’u gösterdiğinde, Konya’nın üzerinde sadece sonbahar rüzgârı değil, ihanetin soğuk nefesi de esiyordu. O gece, başkanlık makamından, halkına hizmet ettiği topraklardan evine doğru yürüyordu. Saatler 23.00’ü işaret ediyordu; şehrin sessizliği, yaklaşan felaketin habercisiydi.
Mevlüt Başkan’ın adanmışlığı ve dik duruşu, ideolojilerinin bataklığında boğulanların nefretini çekmişti. Kahpelikte sınır tanımayanlar, cepheden çarpışmaya cesaret edemeyenler, o karanlık anı beklediler. Üç devrimci solcu-komünist militan, alçakça bir planla, yoluna pusu kurmuşlardı. Çünkü namertler, korkaklıklarının örtüsü olan pusudan başka kahpece bir yol bilmiyorlardı.
VURULAN IŞIK: ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Gecenin sessizliği ve zifiri karanlık, vicdanlarını kaybetmiş bu üç hainin tetik sesleriyle yırtıldı. Pusunun gölgesinden fırlayan kurşunlar, arkadan, alçakça hedef aldı. O mübarek ülküdaşımızı, o halkın başkanını taradılar.
Mevlüt Karabulut düştü. Aldığı kurşun yaraları ağırdı; hizmet yolunda attığı son adım, şehadete giden yolun ta kendisi oldu. O gece, Konya toprakları sadece bir evladını değil, ideal uğruna canını feda eden, dürüstlüğün ve hizmetin timsali olmuş bir başkanı, bir yiğidi bağrına bastı. O, korkakların pususunda şehit oldu; ancak adı, cesaretin ve adanmışlığın altın sayfalarına ebediyen yazıldı.
"Gökyüzü o gece sadece bir yıldızını kaybetmedi; toprak, uğruna can verilen adanmışlığı sonsuza dek hatırlayacak bir tohumu bağrına bastı."