"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; adanmışlığın mührüyle mühürlenir ve milletin hafızasına, bir destan gibi kazınır."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİ
Bu vatan toprağının sadık bir evladı, Yozgat’ın bağrından kopup gelmiş bir yiğitti O: Ömer Karadeniz. Rızkını kendi bileğiyle, serbest meslekle uğraşarak kazanıyordu. O, büyük davaların, küçük hesaplara feda edilmediği inancının yaşayan bir örneğiydi. Hayatı boyunca yalnızca kendine değil, ideallerine de hizmet etti; çünkü onun için vatan sevgisi, kuru bir sözden ibaret değildi.
ADANMIŞLIĞIN ROTASI
Ömer, sadece bir meslek erbabı değil, aynı zamanda inancının militanıydı. O, zorlu 1970’li yılların çetin şartlarında, davasından asla dönmeyen, kararlılığın timsaliydi. Bu adanmışlık, onu ÜLKÜ-KÖY Yozgat İl Teşkilatına taşıdı. Bu üyelik, onun karanlık ideolojilerin kuşatmasına karşı yaktığı bir meşaleydi. O, ülküdaşları arasında, davasına olan sarsılmaz bağlılığı ve duruşuyla tanınıyor, Yozgat topraklarında onurun bedelini ödemeye hazır bir nefer olarak görev yapıyordu.
KADERİN DAR SOKAĞI
Tarih 06 Eylül 1979’u gösterdiğinde, hava, sıradan bir günün sükûnetini taşıyordu. Ömer Karadeniz, o akşam yine evine doğru ilerlemekteydi. Bilmiyordu ki, attığı her adım, bir kahramanlık ateş çemberine yaklaştırıyordu onu.
Hainlik, her zaman karanlıkta ve çoklukla gelir. O an, Kaldırım Çıkmazı denilen yerde, bir pusu kurulmuştu. Peşine düşenler, DEV-YOL mensubu, gözü dönmüş 3 devrimci solcu-komünist militandı. Üçe karşı tek başına!
Ömer, inançla savundu kendini. Ama katiller, acımasız ve gaddardı; bir milletin geleceğine duyduğu sevgiyi cezalandırır gibi, kahpece vurdular. O dar sokak, vicdansızlığın ve şiddetin sahnesi oldu. Ömer Karadeniz, davası uğruna ağır darbeler alarak yere yığıldı.
SON NEFESİN YOLCULUĞU
Saldırıdan sonra ağır yaralanan ülküdaşımız, hemen Yozgat'ta bir hastaneye kaldırıldı. Ancak vücudunun birçok yerinden, özellikle de karaciğerinden aldığı ağır darbeler, Yozgat’taki imkanları aşıyordu. Ömer, hayata tutunmak için son bir direniş gösteriyordu.
Onun için umut dolu, çaresiz bir yolculuk başladı: Ankara’ya, SSK Dış Kapı Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede, o büyük kahraman için insanüstü bir mücadele verildi. Doktorlar ve hemşireler, onun hayat damarından tutunabilmesi için saatlerce uğraştılar. Ne var ki, hain saldırının verdiği tahribat çok büyüktü. Bütün çabalara rağmen kurtarılamadı.
06 Eylül 1979 günü, Ömer Karadeniz, Yozgat’ın yiğit evladı, inancının ve adanmışlığının en yüce mertebesine, Şehitliğe erişti. O, sadece dövülerek öldürülmedi; O, inançları uğruna canını feda etti.
"Kaldırım Çıkmazı, artık bir yol değil; uğruna can verilen büyük bir davanın, asla unutulmayacak olan fedakârlık yeminidir."