"Bazı hayatlar, zamana sığmaz. 19 yıllık bir ömür, uğruna feda edildiği büyük ülkü sayesinde sonsuzluğa uzanır."
DOĞDUĞU TOPRAK, VERDİĞİ YEMİN
Ordu’nun Fatsa İlçesi’ne bağlı Yassıbahçe köyünde, Anadolu’nun sessiz fakat derinden akan sularında filizlendi ABDULKADİR KILIÇ. O, bu toprakların yeminle büyüttüğü bir fidandı. Gençliğin en umut dolu, en dinç çağında, henüz hayatın tüm kapılarını çalmamışken, 19 yaşının saf ve yanılmaz inancını sırtladı. Onun hikâyesi, sadece bir doğum yeri kaydı değil; karanlığa meydan okuyan, sarsılmaz bir imanın hikâyesiydi.
RUHUNUN TEK MESLEĞİ
Kaydedilen olgusal metinlerde "MESLEĞİ" hanesi boş bırakılmıştı. Oysa bu boşluk, onun sıradan bir meslek edinmektense, tüm varlığını davasına meslek edindiğinin destansı bir ispatıdır. 19 yaşındaki Abdulkadir, para kazanma, kariyer yapma telaşından uzaktı. Onun tek uzmanlığı, vatan aşkı ve ülkücülük yeminiydi. Daha hayatının baharında, geleceğini kurban etmeye hazır bir duruş sergiledi. Onun işi, ideallerini ayakta tutmak, nefesi ise inandığı değerler için atıyordu.
KARANLIĞIN EN YOĞUN OLDUĞU YIL
Takvimler, 05 EYLÜL 1980’i gösteriyordu. Türkiye’nin en çalkantılı, en acımasız dönemlerinden biriydi. Fatsa, korkunun ve ideolojik çatışmaların gölgesinde bir mücadele alanına dönmüştü. Abdulkadir Kılıç, bu kasvetli atmosferin ortasında, boyun eğmeyi reddeden bir ışık gibi duruyordu. Bilinmezliğin kol gezdiği bu coğrafyada, o, geri adım atmadı. Sadece yaşamak değil, onuruyla yaşamak için kararlılıkla yürüdü.
ATEŞ ÇEMBERİNE DOĞRU
Olay Günü’nün detayları, Abdulkadir Kılıç’ın son anlarının nasıl bir cesaretle yaşandığını tarihin derinliklerine saklar. Metin bize sadece zalim sonucu bildirir: Devrimci Yol Terör örgütünün militanları tarafından kurşunlanmak suretiyle şehit edildi.
O son karşılaşmanın dehşeti, o anki duruşun azameti, o son nefesin nasıl bir kararlılıkla verildiği, yazılı metinde eksik kalmış olabilir; ama bu eksiklik, kahramanlığın büyüklüğünü azaltmaz, aksine yüceltir. Abdulkadir Kılıç, canını almak için üzerine gelen silahlara rağmen, inancından vazgeçmedi. Kurşunlar hedefine ulaşırken, o 19 yaşındaki genç, bedenini bir siper etti ve inandığı değerler uğruna kendi hayatını feda etti. O, bir pusunun kurbanı değil; adanmışlığının ebedi şahidi oldu.
ŞEHADETİN EBEDİ İMZASI
Fatsa’nın sokakları, 05 Eylül 1980 günü, 19 yaşındaki bir yiğidin kanıyla yıkanarak arındı. O, yalnızca hayatını kaybetmedi; ardında, gençliğin ne denli büyük bir fedakârlık taşıyabileceğinin ölümsüz bir örneğini bıraktı. Abdulakdir Kılıç, basit bir tarihî not değil, ülkü uğruna bedenini toprağa, ruhunu ise göğe emanet edenlerin şanlı ismidir.
"O, 19 yaşında bir fidandı; kök salmak yerine, inancının gücüyle vatanın göğüne bir yıldız olarak çekildi."