"Bazı ruhlar, yeryüzüne sadece kısa bir süre misafir olmak için gelirler; ancak bıraktıkları iz, çağları aşan bir yemin kadar derindir."
KİMLİĞİ VE BİR GENÇLİK YEMİNİ
Adı, Halil Kaçar. Bir dava erinin, bir idealin sadık bekçisinin adı. Hayatı, henüz baharında, yirmi yaşın eşiğinde duran kısacık bir destandı. Henüz 19 yaşındaydı. Gencecik omuzları, sadece hayallerin yükünü değil, vatan ve inanç sevgisinin ağır sorumluluğunu da taşıyordu.
Mesleği, bir neferin saflığı kadar soyluydu: O bir işçiydi. Babasıyla omuz omuza, alın terinin kutsallığını bilerek inşaatlarda çalışır, bu toprakların geleceğini elleriyle yoğururdu. O, sadece tuğla ve harç taşımakla kalmadı; yüreğinde, her zorluğa rağmen dimdik duran sarsılmaz Türk İslam Ülküsü'nün ateşini taşıdı. Onun kimliği; doğduğu yerin coğrafi sınırlarından ziyade, adanmışlığının sonsuzluğunda gizliydi.
ADANMIŞLIĞIN IŞIĞI VE BİTMEYEN GÖREV
Halil Kaçar'ın kısa yaşamı, 1980 yılının zorlu ve karanlık günlerinde bir kararlılık abidesi gibi yükseldi. Onun için ülkü, kuru bir slogan değil, uğrunda yaşama ve gerekirse ölme yeminiydi. O, basit bir işçiydi; ancak taşıdığı ruh, en büyük komutanlardan daha cesurdu.
Her gün, mesaisini tamamladıktan sonra, ruhuna verdiği sözün peşinden yürüdü. Bilirdi ki, Adana’nın sıcak sokaklarında, demir yollarının gölgesinde büyük bir mücadele vardı. Bu mücadele, karanlığa karşı ışığı, ihanete karşı vefayı savunma mücadelesiydi. Halil, bu onurlu kavgada yerini tereddütsüz aldı.
05 EYLÜL 1980: VAZGEÇMEYEN SON ADIM
Tarih, 05 Eylül 1980 Cuma gününü gösterdiğinde, Adana, yiğit bir yüreğin son nefesine tanıklık edecekti. Halil Kaçar, o gün, hayatının en tehlikeli, en anlamlı kavşağına ulaştı: Tren yolu geçidi.
Ne bir kaçış düşüncesi, ne de bir geri adım atma kararı vardı. Oysa ki, o geçit, komünistlerin kurduğu soğuk bir pusuya, bir ölüm tuzağına dönüştürülmüştü. Halil, alçakça ve sinsice hazırlanmış bu tezgâhın tam ortasına yürüdü. Karşısında mertçe bir dövüş değil, kurşunların yağmur misali yağdığı bir çapraz ateş bekliyordu.
O an, tarihe not düşülmeliydi: Halil Kaçar, gençliğini ve geleceğini hiçe sayarak, inandığı değerler uğruna düşman ateşi altında dimdik durdu. Kurşunlar bedenini bulduğunda, yalnızca 19 yaşındaki bir işçi değil, bir milletin vicdanı, o olay yerinde, şehadet şerbetiyle arşa yükseldi. O, ne bir saniye duraksadı ne de eğildi; sadece düştü.
EBEDİ İSTİRAHATGAH
Halil Kaçar, ebediyete intikal ettiğinde, geride bıraktığı sadece bir tabut değil, ülkücü hareketin gençlik ruhunun timsali oldu. Şehadeti, Adana'yı bir kahramanlık ağıtıyla sardı.
Bugün onun aziz kabri, Adana ili Sarıçam ilçesi Kargakekeç köyünde, kendisi uğruna can verdiği toprakların kucağında, bir bayrak misali dalgalanmaktadır. O, 19 yaşında şehit düşmüş bir işçiydi; ancak fedakârlığı, nesiller boyu anlatılacak destanların en başında yerini aldı.
"O, yalnızca 19 yaşındaydı; ancak 05 Eylül 1980 günü, Halil Kaçar ismini mermilerin sesiyle değil, ruhunun sonsuz yeminiyle tarihin kalbine yazdırdı."