"Bazı hayatlar uzun yaşlanmak için değil, genç ölerek bir neslin yemini olmak üzere, adanmışlığın destanına yazılır."
ANADOLU'NUN YÜREĞİNDEN DOĞAN SES
Tarih 10 Mart 1960’ı gösterdiğinde, Anadolu’nun yiğit toprağı, Tokat ilinin Zile ilçesine bağlı Bildiş/Özyurt Köyü, bir fidanı, Şevket Öğütlü’yü kucağına aldı. Henüz gençliğinin baharında, milletine hizmet etme aşkıyla büyüyen bu fidanın kaderi, sıradan bir ömür sürmek değil, inandığı değerler uğruna büyük bir bedel ödemekti. O, sadece 19 yıl yaşayacak, ancak bıraktığı iz bir asra bedel olacaktı.
MÜCADELE ATEŞİ VE OKUL SIRALARI
İlkokulu İstasyon’da, ortaokulu Alparslan’da tamamlayan Şevket, eğitim hayatına Sivas Öğretmen Okulu’nda devam etti. Öğrenci olmanın getirdiği zihin açıklığı ve yüksek idealizmiyle, memleketinin içinde bulunduğu çalkantılı dönemde, ruhunun pusulasını buldu: Ülkücü hareket ile tanıştı. Bu tanışma, onun için sadece bir fikir değil, bir duruş, bir yemin oldu.
Bursa Öğretmen Okulu’na geçtiğinde ise, bu duruşun ilk çetin sınavını verdi. Henüz 3. sınıfta öğrenimine devam ederken, ideallerinden taviz vermeyişi ve mücadelesi sebebiyle çıkan olaylardan dolayı okuldan uzaklaştırıldı. Bu, bir idealistin zorunlu sürgünü, genç bir yüreğin haksızlığa karşı dimdik duruşuydu.
KAYSERİ'NİN SOĞUK VAGONLARI
Okuldan uzaklaştırılması, Şevket’i yolundan döndürmedi; sadece cephesini değiştirdi. O, hayatını ülkesine adayan bir ÖĞRENCİ ruhuna sahipti; ancak ekmeğini kazanmak zorundaydı. Çalışmak ve mücadelesini ayakta tutmak gayesiyle Kayseri’ye gitti.
Bu dönem, onun yalnızlığını ve fedakârlığını en çok hissettiği zamanlardı. Evinden, okulundan uzakta, hayat mücadelesi verirken bile fikrinden dönmeyen bu genç kahraman, ideallerinin bedelini en ağır şekilde ödüyordu. O, bu zorlu koşullarda dahi milletinin geleceği için direnen, soğuk tren vagonlarını kendine mesken edinen isimsiz bir neferdi.
SON NEFES, SON MUKAVEMET
Takvimler 05 Eylül 1979’u gösterdiğinde, adanmışlığının en karanlık ve en kahramanca anı yaşandı. Şevket Öğütlü, Tokat’ta, Kayseri’de yaşadığı yalnız mücadelenin gölgesinde, ideallerinin düşmanları tarafından hedef alınmıştı.
O, hayatı pahasına taşıdığı ülkülerini kirletmeye çalışan, komünist militanlar tarafından adım adım takip edildi. Pusu kuruldu, karanlık bir gölge onu buldu. Soğuk bir tren vagonunda, yalnız ve savunmasız anında, bu kahraman genç, alçakça bir saldırıya maruz kaldı. Onu susturmak isteyen hain eller, en acımasız silahı kullanarak, demir ile başına vurdular.
Şevket Öğütlü, henüz 19 yaşında, milletin geleceği için yürüdüğü yolda, bir tren vagonunun daracık mekânında, inandığı değerler uğruna son nefesini verdi ve destanlaşarak şehitlik mertebesine yükseldi. Tokat’ta son bulan bu hayat, Anadolu’nun kalbine gömüldü; cenazesi, doğduğu yer olan Zile’deki köyünde toprağa verildi.
O, inancı uğruna gencecik yaşta can veren, unutulmaz bir fedakârlığın sembolü olarak tarihe yazıldı.
"O vagonun soğuk demirleri, onun adını milletin vicdanına kazıyan en sıcak anıt oldu. Şevket Öğütlü; bir idealin onurunu, ömründen uzun yaşattı."