"Duranlar, yürüyecek olanlara yol açar. Karanlığın en keskin yerinde, bir milletin vicdanı olarak duranlar ise, asla düşmez."
KİMLİĞİ VE KÖKLERİ
O, Çukurova’nın bereketli topraklarından, Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Çaybaşı Köyü’nden fışkıran bir yiğitti. DURAN MÜLAYİM. Henüz 35 yaşındaydı; ömrünün baharında, dört evlat ve bir eş ile kurduğu yuvayı, milletinin davasıyla taçlandırmıştı. Onun hayatı, sadece bireysel bir yaşam öyküsü değil, 1980 öncesinin fırtınalı yıllarında inancın ve cesaretin destanıydı.
MİLLETİNİN YÜREĞİNDEKİ ESNAF
Duran Mülayim, Şehit İshak mahallesinin sadece ekmeğini değil, güvenini de bölüştüğü bir esnaftı. Mesleği, Bakkallık; mekanı, mahallesinin kalbiydi. O, tezgâhının başında duran, dürüstlükle kazanan, ancak gönlünde taşıdığı ülkü uğruna büyük bedeller ödemeyi göze almış bir kahramandı. Mahallesinde ikamet etmesi, onu halkından kopmaz bir kök yapmıştı; davasının neferliğini, en sıradan ve en kritik noktada, kendi işyerinde yapıyordu.
ADANMIŞLIĞIN YÜKÜ VE BİR BABANIN VEDASI
Mülayim’in adanmışlığı, basit bir destekten öteydi. MHP Tarsus İlçe teşkilatında akıttığı ter ve gösterdiği büyük emek, onu komünist militanların hedef tahtasına oturtan, ancak milletin kalbinde yükselten en büyük şerefiydi.
Ancak, bu kahramanlık yolculuğu, yürek dağlayan bir yalnızlığı da beraberinde getirmişti. Duran Mülayim şehadet şerbetini içtiği sırada, kendi öz oğlu, aynı ülkü uğruna, "ülkücülük suçu" nedeniyle zindanlarda yatıyordu. Bir babanın evladının özgürlüğünden mahrumiyetini bilerek, davasından vazgeçmemesi; bu, fedakârlığın en destansı tanımıydı. O, sadece kendi canını değil, oğlunun çilesini de bir sancağa dönüştürmüştü.
SON SEFER VE KAHPE PUSU
Tarih 04 Eylül 1980’i gösteriyordu. Memleketin üzerine çöken karanlık, o gün Tarsus’ta en keskin yüzünü gösterdi. Duran Mülayim, ruhunu Allah’a teslim etmenin huzuruyla, öğle namazından yeni dönmüştü. O kutsal anın hemen ardından, oturduğu dükkanında, kalbinin attığı en güvenli yerde, sinsice planlanmış bir pusu ile karşılaştı.
Düşman, mertçe dövüşecek cesareti bulamamıştı. Kahpeliğin iki ayrı koldan planladığı bu saldırıda, iki komünist militan, işyerinin iki farklı kapısından sızdı. Duran Mülayim, masum bir dinlenme anında, dürüstlüğün ve inancın kalesi olan dükkanında, hain kurşunlara hedef oldu. Teslimiyet anı, şehadet anına dönüştü.
Bu karanlık eylem, Duran Mülayim’i yere düşürse de, adını Tarsus tarihine silinmez bir harfle yazdı. Cenazesi, doğduğu topraklara, Çaybaşı Köyü’nde, davasının ve dört evladının emaneti olarak toprağa verildi.
"O, sadece bir ömür değil, 35 yıllık bir duruştu. Vatanın bekçiliği, dört yetim bırakmak pahasına ödenen en büyük bedelle ölçülür. Şehit Duran Mülayim, fırtınada bayrağı tek başına taşıyanların ebedi rehberidir."