"Bazı ruhlar, yaşlarından büyük bir yeminle doğar; Uğur Gökdemir de 17 yıllık kısacık ömrüne, destan sığdırmış bir kahramandı."
ARTVİN'İN YÜREĞİNDE YANAN KIVILCIM
Artvin’in bereketli topraklarında doğmuş, Artvin Kazım Karabekir Lisesi sıralarında geleceğe dair hayaller kuran bir fidan: Uğur Gökdemir. Tarihler 1980’i gösterdiğinde, henüz 17 yaşındaydı. Orta mahallede ikamet eden bu genç yiğit, sadece bir öğrenci değil, vatanının geleceğine musallat olan karanlığa karşı set çekmeye ant içmiş, pırıl pırıl bir ülkücüydü. O, yaşadığı dönemin fırtınasına sessiz kalmayan, duruşuyla çevresindekilere cesaret aşılayan bir isimdi.
GÖĞÜS GEREN YİĞİTLİK
Türkiye’nin en çalkantılı döneminde, Artvin sokakları bir ideolojik cepheye dönmüştü. Komünist faaliyetler, milletin değerlerine aykırı simgeleri zorla asmaya kalkıştığında, karşılarına dikilen ilk isimlerden biri Uğur Gökdemir oldu. O, orak-çekiç bayrakların gökyüzünü kirletmesine izin vermemek için göğsünü siper etti. Bu direniş, basit bir karşı koyma değil; genç bir ruhun, inançları uğruna ödenmeye hazır olduğu bedelin ilanıydı. Uğur, milleti ve bayrağı için verdiği bu kararlı mücadele ile kısa sürede tehlikeli hedefler listesine adını yazdırmıştı.
SON VEDA VE PUSU
Geri dönülmez kader günü, 04 Eylül 1980 sabahına ulaştı. Uğur, o gün her zamanki gibi inandığı değerlerin peşinde geçen mesaisini tamamladıktan sonra evine doğru yola çıkmıştı. Artvin’in otobüs terminali yakınları, gencecik bir kahramanın son yürüyeceği yer oldu. Sinsi düşman, onun cesaretinden ve dimdik duruşundan korktuğu için açık bir meydan okumaya girişmek yerine, namertçe bir pusu kurmayı seçti. Devrimci-komünist militanlar, soğukkanlılıkla beklemedeydiler. Tek amaçları vardı: Bu kararlı Bozkurt’u toprağa düşürmek.
YAYLIM ATEŞİNDE BİR BOZKURT
Otobüs terminali yakınlarında yolu kesildi. Karşısında kendisini bekleyen tehlike ne kadar büyük olursa olsun, Uğur’un geri adım atmaya niyeti yoktu. Ancak, düşman adil bir dövüş arayışında değildi. Pusudan çıkan militanlar, hazırlıklıydılar ve tereddütsüz davrandılar. Silahların tetiğine aynı anda basıldı.
17 yaşındaki gencecik bir beden, haince bir "yaylım ateşine" tutuldu. Kurşunlar, sadece bedenine değil, Artvin’in geleceğine dair umutlarına da isabet etti. Uğur Gökdemir, aldığı ağır yara izleriyle hemen orada, son nefesini şehadetle taçlandırdı. O, bir öğrenci olarak başladığı hayat yolculuğunu, vatan ve inanç uğruna canını feda eden bir kahraman olarak tamamladı.
"Uğur Gökdemir, sadece 17 yaşında bir can değil; o karanlık dönemde, inandığı değerler uğruna toprağa düşen ve adını ebediyete yazdıran Artvin'in şanlı direnişinin sembolüdür."