"Bazı ruhlar vardır ki, yürüdükleri yolun bedelini kanlarıyla öderler; onlar ki, karanlığa bir meşale yakmak için bedenlerini siper ederler."
KİMLİĞİ VE ALÇAKGÖNÜLLÜ DURUŞU
O, topraklarından aldığı kuvvetle büyümüş bir yiğitti. Mehmet Turan Seçkin. Şanlıurfa’nın kadim topraklarından, Karaköprü Köyü’nden Adana’ya uzanan mütevazı bir hayatın kahramanıydı. Mesleği mobilyacılıktı; elleri ahşaba şekil verirken, ruhu memleket sevdasıyla yoğrulmuştu. Yirmidört yaşının baharında, henüz ortaokuldan mezun olmuş, ancak kalbindeki imanla tüm okulları bitirmişçesine vakur bir duruş sergiliyordu. Adana’nın Zilliderede mahallesinde ailesiyle birlikte kurduğu sade yaşam, büyük bir mücadelenin ve adanmışlığın habercisiydi.
ADANMIŞLIĞIN ATEŞ ÇEMBERİ
1980 yılının o kasvetli günlerinde, vatanın birliği için verilen kavga, sokak aralarına sinmişti. Mehmet Turan Seçkin, bu ateş çemberinden kaçmak yerine, inancının sancağını omuzladı. O, kuru bir tarih sayfasında kalacak bir isim değil, bir ideal uğruna alınmış riskin ta kendisiydi. Adana'nın çetin ortamında, her adımı mukaddes bir görevin parçasıydı.
04 EYLÜL 1980: VURULAN YİĞİTLİK
Takvimler 04 Eylül 1980’i gösterdiğinde, kader ağlarını Cemalpaşa Mahallesi girişinde ördü. Mehmet Turan Seçkin, o gün yürüdüğü yolda, pusuya düşürüldü. Düşman, gölgeye saklanmış, ideoloji perdesi ardına gizlenmiş komünist militanlardı. O kahpe kurşunlar, bir Mobilyacının, yirmi dört yaşındaki bir delikanlının bedenini hedef aldı. Bu, kişisel bir husumet değil, milli duruşa sıkılmış bir ihanet kurşunuydu.
SON DİRENİŞ VE EBEDİ ZAFER
Ancak Mehmet Turan, yere düşse de ruhu teslim olmadı. Ağır yaralı halde hastaneye kaldırılması, onun direnişinin son perdesiydi. Hastane odası, adeta bir savaş meydanına döndü. Günlerce, doktorların ve ailesinin çaresiz bekleyişi arasında, hayatla ölüm arasında destansı bir mücadele verdi.
O, son nefesine kadar o inanç uğruna direndiğini, vatanın birliği için canının pazarlık konusu olmadığını her an gösterdi. Uzun süren tedaviye, tıbbın tüm çabasına rağmen, o günahkar kurşunların açtığı yara çok derindi. Mehmet Turan Seçkin, hayatını vatanına feda ederek, şehadet şerbetini içti.
MUKADDES UYKU
O gün Adana, sadece bir evladını değil, bir direniş abidesini toprağa verdi. Cenazesi, mücadele ettiği toprakların kalbine, Adana Asri Mezarlığı'na defnedildi. Mehmet Turan Seçkin, 24 yaşında, bir mobilyacı olarak girdiği dünya sahnesinden, inancının en büyük kahramanı olarak ayrıldı.
"Mehmet Turan Seçkin 24 yaşında aramızdan ayrıldı, ancak geride bıraktığı asıl miras, vatan sevgisinin genç bir mobilyacının yüreğinde nasıl destanlaştığının en keskin ispatıdır."