"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; onlar, bir milletin onurunu ve bir toprak parçasının ebedi bekçiliğini omuzlayan anıtlara dönüşür."
ÜLKÜCÜ ŞEHİT MUHİTTİN ATLI
KİMLİĞİ VE VAKAR DURUŞU
Adı: Muhittin Atlı. Yüreği: Tarsus’un Bolatlı Köyü kadar sağlam ve vakur. O, 03 Eylül 1977 tarihinde, sadece bir can vermedi; bir duruşun, bir inancın ve bir köyün haysiyetinin bedelini ödedi. Doğduğu topraklar olan Mersin-Tarsus’a bağlı Bolatlı Köyü’nde kök salmış, 54 yıllık ömrünü ailesine ve vatanına adayan bir yiğitti.
O, devrin karanlık rüzgârları eserken dahi eğilmeyen bir çınardı. Yaşı, tecrübesinin ve hikmetinin nişanıydı. Evliydi ve geride beş evladının emanetini bırakacaktı. Onun hikayesi, cephelerde değil, bizzat yurdunun ortasında, ekmeğini kazandığı köy meydanında yazılmış bir destandır.
RUHU KÖYÜNE ADANMIŞ ESNAF
Muhittin Atlı, sıradan bir vatandaş değildi; o, köyün omurgasıydı. Kahvehanesinin kapıları tüm Bolatlı’ya açıktı; kasap dükkanındaki bıçağı ise hem ekmeğini hem de dürüstlüğünü temsil ederdi. O, hayatını idame ettirirken, aynı zamanda köydeki sosyal düzeni, huzuru ve gelenekleri ayakta tutan görünmez bir direk rolünü üstlenmişti.
Beş çocuğu için çalışan bu kahraman baba, Bolatlı’da yalnızca evinde değil, her köşede iz bıraktı. O, komşuluğu, kardeşliği ve milli ruhu temsil eden, yerleşik nizamın bilge sesiydi. O güne kadar hayatı, helal kazanç ve ailesine adanmışlıkla geçmişti; ta ki yurduna gölge düşüren tehdit kapısına dayanana dek.
BOLATLI’NIN SAVRULUŞU VE SON MÜDAHALE
1977 yılının Eylül’ü, Bolatlı Köyü için bir sınav ayı oldu. Köyü kurtarılmış bir bölge ilan etme cüretini gösteren, ideolojik körlükle donanmış Dev-Yol terör örgütü mensubu komünistler, gruplar halinde köyde gezmeye başladılar. Onların amacı, sadece siyasi egemenlik kurmak değil, köye korku ve esaret getirmekti.
Muhittin Atlı, bu zulme sessiz kalamazdı. O, evinin, ailesinin ve köyünün geleceğini tehdit eden bu zorbalığa karşı durmak için ileri çıktı. Onun için geri çekilmek, esareti kabul etmek demekti. O an, o kalabalığın karşısında dik duruşu, 54 yıllık hayatının en büyük, en net ve en tehlikeli kararıydı. O, vicdanının ve inancının emriyle, tehlikeye müdahale etti. Bu bir tartışma değil, toprağın namusunu savunma çağrısıydı.
KAHRAMANIN SON NEFESİ VE ÖLÜMSÜZLÜK
Muhittin Atlı’nın o günkü sesi, hakikatin ve cesaretin sesiydi. Ancak bu ses, karanlık zihinleri rahatsız etti. Sözlerin yerini şiddet aldığında, komünist bir militan, o yiğit adamın hayatına son vermek için tetiği çekti.
Bir anlık hain saldırı... bir vatan bekçisinin düşüşü. Muhittin Atlı, Bolatlı Köyü’nün huzuru ve bağımsızlığı uğruna, kalleşçe kafasına sıkılan kurşunla şehit edildi.
Ama onun kanı, Bolatlı’nın mührü oldu. 03 Eylül 1977, Muhittin Atlı’nın fiziken aramızdan ayrıldığı gün olabilir; fakat o gün, kahramanlığı, o topraklara kök saldı. O, canını siper ederek, Bolatlı’nın "kurtarılmış bölge" değil, ebediyen Türk yurdu olarak kalacağını ilan etti. Cenazesi, gözü gibi koruduğu, ruhunun bir parçası olduğu Bolatlı Köyü Mezarlığı'na defnedildi. O, artık yaşadığı yerin kendisiydi.
"O, sadece köyüne gömülmedi; cesareti, adını yazdığı toprağın her zerresine destan oldu. Muhittin Atlı, bir şehittir; Muhittin Atlı, bir duruştur."