"Kimi hayatlar, bir asra sığmayacak kadar büyük bir yemine adanır. Onlar yürüdükleri dar yolda, gençliğin baharını değil, imanın çelikten kalkanını taşıdılar."
ÇİMENLİ’DEN YÜKSELEN YEMİN
ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL GÜLCİHAN'ın varlığı, Karadeniz’in sarp dağları ile Artvin’in asil ruhundan fışkırmış bir fidan gibiydi. 19 yaşındaydı. Hayatının baharında, Hopa ilçesine bağlı Çimenli (Ardala) köyünde, doğduğu topraklara kök salmıştı. O, sadece bir köylü çocuğu değil, milletinin geleceğine adanmış bir ruh taşıyordu.
ADANMIŞLIĞIN PERDESİNDEKİ SIR
Kuru belgelerde, Cemal Gülcihan’ın ‘MESLEĞİ’ hanesi boştu. Ancak bu boşluk bir eksiklik değil, omuzlarında taşıdığı yükün büyüklüğünü gösteren bir destandı. O, kendini bir davaya adamıştı. Gençliğini, geleceğini, tüm umutlarını, vatana ve inanca adanmışlık yeminiyle mühürlemişti. Onun mesleği, bayrağın gölgesinde dimdik durmak, karanlığa karşı ışığı taşımaktı.
SON YÜRÜYÜŞ VE TUZAK: 31 AĞUSTOS 1980
O karanlık gün, Artvin semalarında bir ihanet gölgesi gibi geziniyordu. Takvimler 31 AĞUSTOS 1980 tarihini gösterdiğinde, Cemal Gülcihan, dava arkadaşı Hızır Gazioğlu ve yeğeni Ülkü ile birlikte yoldaydı. Hopa’nın Yoldere köyü üzerindeki kadim TAŞ KÖPRÜ'ye yaklaştıklarında, zalimliğin en acımasız yüzü onları karşıladı.
Komünist militanlar, mertliğin değil, kalleşliğin yolunu seçmiş, acımasız bir PUSU kurmuşlardı. Bu bir çatışma değil, inançlı bir yüreğe sıkılan kurşunlarla bir infaz girişimiydi. Silahlar ateş aldığında, gürleyen ses sadece dağları değil, tüm yurdu titretti.
TAŞ KÖPRÜDE VERİLEN SON NEFES
O an, Cemal Gülcihan tereddüt etmedi. 19 yıllık ömrünün en kritik anında, bir kahraman gibi öne atıldı. O köprünün üzerinde, kendisini feda ederek davasının ve arkadaşlarının önünde çelikten bir kalkan oldu.
Silahlı saldırı şiddetlendi, ancak Cemal’in duruşu sarsılmadı. Yaşanan cehennemde, yanındaki Hızır Gazioğlu ve yeğeni Ülkü yara alsalar da, kurtulmayı başardılar. Fakat 19 yaşındaki yiğit, taş köprü üzerine devrilen fedakarlığın bedeli olarak şehitlik makamına yükseldi.
Cemal Gülcihan, hayatının baharında, hain bir pusu sonucu en yüce makama erdi. Artık Yoldere’deki o taş köprü, sadece bir geçit değil, 31 Ağustos 1980’de genç bir kahramanın kanıyla mühürlenmiş ebedi bir anıt haline gelmişti.
DOĞDUĞU TOPRAKLARDA SON UYKU
Şehidin kutlu naaşı, büyük bir vakarla doğduğu topraklara, Artvin'in Çimenli köyüne getirildi. Cemal Gülcihan, toprağa düşen bir tohum gibi, adını milletinin kalbine ekti. Kısacık ömrünü, ülkü ve iman uğruna tam bir adanmışlıkla tamamladı.
"O gün Yoldere Köprüsü'ne düşen her damla kan, 19 yaşındaki bir yiğidin vatan aşkına yazdığı ebedi yemindir. Unutulmayacaktır."