"30 AĞUSTOS, SADECE ZAFERLERİN DEĞİL; VATAN UĞRUNA GÖĞSÜNÜ SİPER EDENLERİN DE DESTANININ YAZILDIĞI GÜNDÜR. O, O GÜN, BİR KEZ DAHA DOĞDU, BİR KEZ DAHA VATAN OLDU."
KİMLİĞİ VE YÜKLENDİĞİ MİRAS
Bazı hayatlar, nerede başladıklarından çok, nerede sonlandıklarıyla anlam kazanır. Ülkücü Şehit Osman Yokuş’un doğum yeri, kuru bir satırda kaybolsa da; onun Kocaeli’de yazdığı kahramanlık destanı, nesiller boyu dilden dile aktarılacaktır. O, sadece bir meslek sahibi değildi; hem ESNAF olarak toplumuna hizmet eden bir feragat örneği, hem de bir ECZACI olarak ruha ve bedene şifa dağıtan bir dava adamıydı. Fakat 1980’lerin çetin Türkiye’sinde, bu sivil kimliği, yüklendiği asıl vazifenin gölgesinde kalmıştı: Vatanın geleceğine omuz vermek.
MÜCADELE ATEŞİ VE ADANMIŞLIĞI
Osman Yokuş, karanlık dehlizlerde değil, mücadelenin tam merkezinde, Kocaeli’nin nabzının attığı yerde duruyordu. Minibüs muavinliği, onun için basit bir iş tanımı değil, Milliyetçi Hareket Partisi Gençlik Kolları Başkanının yanında, en ön safta, gözcü ve siper olma yeminiydi. Her gün, o minibüse bindiğinde, sadece yolcu değil; ülkücü duruşu, inancı ve cesareti de taşıyordu. O yıllar, her köşede pusu kurulan, her sokağın bir cepheye dönüştüğü yıllardı. Osman Yokuş, bu ateş çemberinde, inancını ve davasını her şeyin üstünde tutarak yürüyordu.
30 AĞUSTOS 1980: ZAFERİN VE VEDA'NIN GÜNÜ
Takvimler, milletimizin en büyük zaferlerinden birinin yıldönümünü, 30 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Bu kutsal günde dahi, görev yerini terk etmeyen Osman Yokuş, bayram sevincini değil, davasının nöbetini tutuyordu. Kocaeli'nin Çenesuyu şehir içi dolmuş durağında, bir ülküdaşıyla birlikte yolcularını beklerken, hiçbir kahramanın hak etmediği o hain pusu kuruldu.
EFSANEYE DÖNÜŞEN SON VAZİFE
O anlara dair detaylar, tarihin karanlık dehlizinde eksik kalmıştır. Ne bir "OLAY GÜNÜ" detayı, ne de son sözü bize ulaştırılmıştır. Ancak fedakârlığın büyüklüğünü anlamak için bu eksiklik yeterlidir. Dört komünist militan, korkakça bir kararla, gizlendikleri yerden saldırdılar. Gelen YAYLIM ATEŞİ karşısında, o iki ülkücü yiğit ne kaçtı, ne eğildi. Bize anlatılmayan o son saniyelerde, Osman Yokuş'un ve ülküdaşının, adanmışlıklarının son bedelini ödedikleri, göğüslerini mermilere siper ettikleri aşikardır. Çenesuyu durağı, 30 Ağustos günü, zafer kutlamaları yerine, iki büyük şehidin kanıyla yazılmış destana şahitlik etti. Esnaf-eczacı Osman Yokuş, Kocaeli'de ülkücü mücadelenin sönmez meşalesi olarak semaya yükseldi.
"TARİH, SADECE DOĞDUĞU YERİ DEĞİL, UĞRUNA ÖLDÜĞÜ SANCAĞI HATIRLAR. OSMAN YOKUŞ; O, KOCAELİ'NİN KALBİNE YAZILMIŞ, ÖLÜMSÜZ BİR YEMİN OLMUŞTUR."