"Bazı hayatlar rakamlarla ölçülmez; onlar, adanmışlığın gençliğe sığdırılmış en destansı yeminidir."
I. ADANMIŞLIĞIN GENÇ YÜZÜ
Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğmuştu. Daha hayatının baharında, henüz 22 yaşındaydı. İsa Oduncu, gençliğini sadece yaşamak için değil, bir ülküye adamak için seçmişti. Yenimahale’deki ikametgâhı, onun sadece fiziksel adresi değildi; aynı zamanda ÜOD, ÜGD ve ÜYD çatısı altında hizmet aşkıyla yanıp tutuştuğu, çelikleşmiş duruşunun merkeziydi. O, basit bir fert değil, geleceğin mücadelesini omuzlayan bir neferdi.
II. KUTSAL VAZİFE VE MEMLEKET HASRETİ
Görev kutsaldı ve o, vatanına olan borcunu ödemek üzere askerlik yapıyordu. Bu büyük vazife arasında, memleket hasretiyle aldığı bir izin onu Aydın’a geri getirmişti. Ancak İsa Oduncu için vatan görevi, sadece üniformayla sınırlı değildi; o, her nefesinde inandığı değerlerin nöbetini tutuyordu. Bu kısa dinlenme, ne yazık ki karanlık bir ihanetin gölgesi altına düşecekti.
III. PUSU KURULAN AKŞAM: 28 AĞUSTOS 1980
Takvimler 28 Ağustos 1980 akşamını gösteriyordu. İsa Oduncu, ülküdaşı Metin Özcan Çavuşoğlu ile omuz omuza, şehrin sokaklarında yürüyordu. Bu, dostluğun ve ortak ideallerin verdiği güvenle atılan sıradan adımlar gibi görünse de, karanlık, pususunu çoktan kurmuştu. Fatih İlkokulu’nun köşesi, devrimci solcu-komünist militanlar tarafından bir infaz noktasına çevrilmişti. Onlar, yüz yüze gelme cesareti gösteremeyen alçaklar sürüsüydü.
IV. KAHRAMANCA DİRENİŞ VE KANLI MÜCADELE
İlk silah sesleri havayı yırttığında, ortalık cehenneme döndü. Ülküdaşlarımıza kalleşçe ateş açılmıştı. Her iki yiğit de ağır yaralanmıştı. Metin Özcan Çavuşoğlu, o anın çaresizliğinde ve cesaretinde, silahlara karşı göğsünü siper ederek bıçakla kendini savunmaya çalıştı. Bu kahramanca ve eşitsiz direniş, ne yazık ki trajik bir şekilde son buldu; militanlardan biri, Metin Özcan Çavuşoğlu’nun başına kurşun sıkarak onun şehadet şerbetini hemen içmesine neden oldu. İsa Oduncu ise, vücuduna saplanan mermilere rağmen ayakta kalma mücadelesi veriyordu. Ağır yaralıydı.
V. İKİ GÜNLÜK BÜYÜK FİNAL VE DESTANSI ŞEHADET
İsa Oduncu, o kanlı çatışmanın ardından derhal hastaneye kaldırıldı. Genç bedeni, inancının gücüyle iki gün boyunca ölüme meydan okudu. O iki gün, bir kahramanın yaşamla ölüm arasındaki son nefes mücadelesiydi; ülkücülüğün kanla yazılan son satırlarıydı. Tıbbi müdahaleler yetersiz kaldı. Hayatının henüz 22 yaşında tamamlandığı o son an geldiğinde, 30 Ağustos 1980 tarihinde, Aydın toprakları bir yiğidini daha bağrına bastı. İsa Oduncu, fedakârlığıyla, gençliğiyle ve davasına olan sarsılmaz bağlılığıyla şehitlik mertebesine ulaştı.
"O, son nefesinde bile vatanın hürriyetine inanmış bir kahramandı. Tarih, bu gençliğin sönmeyen meşalesini daima gönül defterine yazacaktır."