“Bazıları göğüslerinde taşıdıkları davanın bedelini bilerek yaşar; onların eczaneleri aynı zamanda birer onur mevziidir.”
YİRMİ BEŞ YILLIK BİR SÖZ: KİMLİĞİ VE YÜKSEK HİZMETİ
Tarih 29 Ağustos 1980’i gösterdiğinde, İstanbul'un kalabalığı içinde bir genç, sadece mesleğini değil, aynı zamanda milletine olan adanmışlığını da omuzlamıştı. Adı, Esin Başlamış. Henüz yirmi beş bahar görmüş, fidan boylu bu kahraman, kimliğinin gereği olarak hem bir Esnaf titizliğiyle ticaretini yürütüyor hem de Eczacı olarak Güngören mahallesinde şifa dağıtıyordu. Doğum yeri bilinmezdi belki, lakin duruşu, savunduğu değerlerin ait olduğu toprakların ta kendisiydi. Onun dükkânı sadece ilaç satılan bir yer değil; karanlık çağda ışık arayanların sığınağı, ülkücü duruşun simgesi olan bir nöbet noktasıydı.
KARANLIĞIN ALACAĞI HESAP: 29 AĞUSTOS 1980
Yıl 1980. Türkiye, siyasi dehşetin ve gözü dönmüşlüğün en keskin günlerini yaşıyordu. Esin Başlamış, bu tehlikenin ortasında, geri çekilmeyi reddederek eczanesinin kapılarını açık tutuyordu. O gün, takvimler gençliğinin sona ereceği o uğursuz Cuma’yı işaret ediyordu.
Saat 16.00 sıralarında, vicdanını kaybetmiş THKP-C militanları, Kırkpınar Caddesi’ndeki Muhtarlık binasını basarak, o bölgenin sesi olan Muhtar Macit Kurşun’u otomatik silahlarla tarayarak şehit ettiler. Bu, bölgedeki masumiyete yönelik ilk darbeydi. Ancak bu yetmedi. Hınç ve nefretle bilenmiş caniler, ilk hedeflerini tamamladıktan sonra, bir av gibi koşarak ikinci hedefe, genç Eczacı Esin Başlamış’ın Ufuk Caddesi’ndeki Güngören Eczanesi’ne yöneldiler.
İKİNCİ HEDEF VE SON NEFES: DİRENİŞ MEVZİSİ
Saatler 16.45’i gösterdiğinde, Esin Başlamış, her zamanki gibi dükkânında çalışıyor, görevini yerine getiriyordu. Gözü dönmüş militanlar, bir şifa yuvası olan eczanenin kapısından içeri girdiğinde, orası aniden bir ateş çemberine dönüştü. Kapıdan kurşun yağdırmaya başladılar.
Esin Başlamış, saniyeler içinde ölümün ve ihanetin yüzüyle karşı karşıya kaldı. O anın dehşeti, eczanede ilaç almakta olan ülküdaşı Ataman Sıktaş ile omuz omuza duruşlarında eridi. Kaçmak yerine, vatanına ve davasına olan sadakatini kanıtlayan bir duruş sergilediler. Eczacı Esin Başlamış ve Ataman Sıktaş, kendilerine isabet eden hain kurşunlar sonucu, görev başındayken şehadete yürüdüler.
KAHRAMANLIĞIN ALIN YAZISI VE MANİFESTOSU
Saldırıyı gerçekleştirenler, kana doymuş bir zafer edasıyla olay yerinden kaçarken, geride sadece iki yiğit bedeni ve parçalanmış bir eczaneyi bırakmadılar. Onlar, kaçış anlarında attıkları sloganlarla bu eylemi bir manifesto haline getirdiler: ‘’Üç MHP yanlısını cezalandırdık’’ diye bağırıyorlardı.
Bu slogan, Esin Başlamış’ın ölümünün sıradan bir cinayet değil, inancına, duruşuna ve gençliğine sıkılmış namert bir kurşun olduğunu kanıtladı. Yirmi beş yaşında, hizmet aşkıyla yanan bir genç, sadece eczanesinde bulunduğu için, sadece doğru bildiği yolda yürüdüğü için hedef alındı. Esin Başlamış, en zorlu anda bile işinin başında kalarak, karanlığın ortasında davasının meşalesini elinde tutan bir kahraman olarak 29 Ağustos 1980 tarihinde şehitlik mertebesine erişti.
“O, gençliğini, şifa dağıttığı topraklara adadı. Adı tarihe, bir eczanede değil, inancının son damlasına kadar savunduğu bir direniş kalesinde yazılı kaldı.”