"Bazı hayatlar sadece yaşanmak için değil, kendinden sonra gelen nesillere onurlu bir miras bırakmak için vardır. O, Kıbrıs’ta başlayan yiğitlik yolculuğunu, Bursa’nın sokaklarında şehadetle tamamladı."
KIBRIS'TAN BURSA'YA UZANAN MÜHÜR
Yozgat’ın derin köklerinden, Sarıkaya’nın Terzili Köyü’nden sökün eden bir yürekti o. Adı İrfan Çetiner. Henüz 27 yaşındaydı; hayatının baharında, yurdu ve milleti için çifte bir adanmışlık yemini etmişti. O, sadece Bursa’nın Yeşilyayla mahallesinde ikamet eden bir genç değil, aynı zamanda vatana borcunu genç yaşta ödemiş bir kahramandı. Mesleği, elleriyle geleceği inşa etmekti; serbest meslek erbabı ve bir inşaatçıydı. Ancak onun asıl kimliği, 1974 destanının izlerini taşıyordu; omuzlarında onurun ve çelikten iradenin simgesi olan KIBRIS GAZİSİ unvanını taşıyordu.
LİDERLİK VE ADANMIŞLIĞIN YİĞİT SİPERİ
Kıbrıs cephesinde kazandığı cesareti, memleketinin içerideki zorlu mücadelesine taşıdı. Tarihin en karanlık, en çetin yıllarından biri olan 1980’de, İrfan Çetiner pasif kalmayı reddetti. O, sıradan bir nefer değil, davasının ön saflarında yürüyen bir liderdi. Ülkü Yolu Derneği’nin (ÜYD) Bursa-Davutkadı Şubesinin başkanlık mühürünü eline aldı. Bu, sadece bir makam değil, tehlikenin, pusu ve tehditlerin ortasında duran canlı bir siper olmak anlamına geliyordu. O, inandığı değerler uğruna kendi hayatını bir kalkan gibi öne sürdü.
O KARANLIK GÜN: SON YÜRÜYÜŞ
Yıl 1980, gün 29 Ağustos. O kara Cuma’ya doğru, İrfan Çetiner bir ülküdaşıyla birlikte, Bursa’nın Yediselviler mahallesinden Mesken’e doğru yürüyorlardı. Bu, kahramanların menziline değil, kaderin tayin ettiği vuslata doğru atılan adımdı. Zira, kin ve nefretle bilenmiş eller, o masum yolu çoktan kana boyamayı planlamıştı.
Karanlığın üç gölgesi—devrimci solcu-komünist militanlar—pusuyu kurmuştu. Düşüncelerine karşı duruşuyla nam salmış, Kıbrıs’ın çelikten Gazisini gördükleri an, hainliğin ve adiliğin timsali olan silahlarını ateşlediler. Pusunun soğuk mermileri, vatan sevdasıyla yanan 27 yaşındaki o yiğit kalbe saplandı.
29 AĞUSTOS 1980: VUSLAT VE ŞEHADET
Saldırının acımasızlığıyla ağır yaralanan İrfan Çetiner, davasının son nefesini solurken, hemen Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Saatler, hayatla ölüm arasındaki o ince çizgide nefessiz bir mücadeleyle geçti. Hekimlerin ve umutların tüm çabaları, bu büyük iradenin dünyevi yükümlülüğünü sonlandırmasını engelleyemedi.
O, 29 Ağustos 1980’de, cephede esir düşmeyen, ancak davasının iç cephesinde hain kurşunlarla düşürülen bir lider olarak tarihe adını yazdırdı. Kıbrıs’ın zaferini yaşayan Gazi, 27 yaşında, Bursa’nın ortasında, ülküleri uğruna ŞEHİT oldu. Bir inşaatçıydı; bu defa, milletinin şeref hanesine sarsılmaz bir sütun dikti.
"Yere düşen her kahraman, toprağa tohum olur. İrfan Çetiner artık sadece bir isim değil, uğruna can verilen bir andın ta kendisi, 27 yıllık ömrüyle 80’li yılların karanlığına düşen unutulmaz bir ışıktır."