"Vatan sevdası yüreğe düştüğünde, karanlık tehditler dize gelemez. O, korkunun üstüne yürüyen Ürgüp’ün sarsılmaz yeminiydi."
ÜRGÜP’ÜN YÜREĞİ: BİR ÇINARIN KİMLİĞİ VE YUVASI
Nevşehir’in kadim topraklarında, Ürgüp’ün bağrında doğdu Halim Özcan. Hayatını hem toprağa adadı, hem de davasına. Yurdundan aldığı gücü, iki evladına duyduğu sonsuz sevgiyle birleştiren Halim Özcan, yuvasının sarsılmaz direği, Ürgüp’ün ise yılmaz çiftçisiydi. Aile babasıydı, toprağın emektarıydı, ama omuzlarında taşıdığı yük, bir çiftçinin yükünden çok daha ağırdı.
MÜCADELENİN SANCAĞI: FEDAKÂRLIK VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Halim Özcan, sadece ailesine değil, ülkücü hareketin de şanlı neferiydi. O, MHP Ürgüp İlçe Başkanlığı gibi onurlu ve tehlikelerle dolu bir görevi üstlenmişti. Aynı zamanda, milletin köylüsünü ve toprağını yüceltmek için çalışan ÜLKÜ-KÖY Nevşehir Şubesi’nin de fedakâr bir üyesiydi. Bu makamlar, rahatlık değil, ateşten gömlek demekti. Duruşu, karanlık odakların hedefi oldu. Defalarca canıyla sınandı, yolu kesildi, tehditler kapısına dayandı. Ancak Halim Özcan, namus bildiği davasından tek bir adım dahi geri atmadı; yılmadı. Onun cesareti, Ürgüp semalarında yankılanan destansı bir kararlılığın kanıtıydı.
KARANLIĞIN ÇAĞRISI: 28 AĞUSTOS 1978
Takvimler, ihanetin ve fedakârlığın kesiştiği o kara günü gösteriyordu: 28 Ağustos 1978. Ürgüp, akşamın sükunetiyle sarılmıştı. Halim Özcan, görevini tamamlamış, sırtında taşıdığı davanın onuruyla, yuvasının ışığına, ailesine doğru yürüyordu. Bu, bir yiğidin ailesine atacağı son adım olacaktı.
SON PUSU VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Büyük kahramanlıklar, genellikle en alçakça tuzaklarla sona erer. Akşam karanlığı, korkak ve alçaklar için siper olmuştu. Onlar, yüz yüze gelme cesareti gösteremeyen gölgelerdi. Halim Özcan’ın göğsünde taşıdığı imanın büyüklüğünden korkarak, sinsice pusu kurdular. Karanlığın içinden birden namlularını kusturdular. Silahların sustuğu an, bir destanın başlangıcıydı. Halim Özcan, Nevşehir-Ürgüp topraklarında, inancının bedelini canıyla ödeyerek Hakka yürümüş, bir kez daha yılmadığını kanıtlamış ve Ülkücü Şehitler kervanına katılmıştı.
"28 Ağustos 1978’in kara gecesi, Halim Özcan’ı sadece toprağa değil, milletinin vicdanına da emanet etmiştir. O artık bir isim değil, uğruna can verilen bir yemindir."