"Gençliğin baharında, ömrünü bir davaya adamış olmanın bedeli; Adnan Hayta, adı fedakârlıkla yazılmış bir destanın ilk satırıydı."
MİLLETİN GENÇ NEFERİ
Adnan Hayta. Bu toprağın, Adana’nın Karaisalı İlçesi’nin, Haytalı Köyü’nün adını taşıyan yiğit bir evladıydı. Daha hayatının en taze, en coşkulu döneminde; henüz sadece on dokuz bahar görmüş bir fidan. O, sadece bir köylü çocuğu değil, millî idealleri yüreğinde taşıyan, yolunu ülkü uğruna aydınlatan bir meşaleydi.
O, 1979 yılının o zorlu döneminde, sarsılmaz bir kararlılıkla duruş sergileyenlerin temsilcisiydi. Adını, doğduğu topraklara, Adana’nın derin köklerine mühürlemiş, ömrünü büyük bir inancın hizmetine sunmuştu.
ADANMIŞ BİR ZANAATKARIN YEMİNİ
Adnan Hayta, elinin emeğiyle rızkını kazanan, alnı açık, dürüst bir zanaatkârdı. Mesleği sıhhi su tesisatçılığıydı. Yeşilevler Mahallesi’nde ikamet eden bu genç ülküdaşımız, sadece evlerin su tesisatını değil, aynı zamanda vatanın geleceği için de sarsılmaz bir inanç döşüyordu. O, dürüst bir hayat sürmek için çabalarken, ülkücülük ona sadece bir kimlik değil, aynı zamanda zor zamanlarda cesaretli olma sorumluluğu yüklemişti.
Adnan, gençliğin getirdiği tüm hevesleri bir kenara bırakmış, yüreğini milletinin kaderine adamıştı. Onun için hayat, sadece kişisel çıkarlardan ibaret değil; bir duruş, bir yemin ve bir adanmışlık meselesiydi.
YEŞİLEVLER'DEKİ SON YÜRÜYÜŞ
Yıl 1979. Takvimler 28 Ağustos’u gösterdiğinde, Adana, siyasi fırtınaların en şiddetlisine sahne oluyordu. Adnan Hayta, her gün yürüdüğü, her köşesini bildiği Yeşilevler Mahallesi’ndeydi. O, ne bir savaşçı ne de bir silahşördü; o, sadece davasının inancını taşıyan bir neferdi.
Ancak o gün, karanlık ve kalleşlik, dürüstlüğün üzerine pusu kurdu. Devrimci solcu-komünist militanlar, mertliğin kabul etmeyeceği bir alçaklıkla, savunmasız haldeki bu genç kahramanı hedef aldı. Onlar cepheden değil, gölgelerden saldırdılar; onlar yüz yüze değil, sinsice kurdukları pusunun arkasına saklandılar. Adnan, belki de son anında, bu hain saldırıya karşı dimdik duruşunu bozmadı.
BİR DESTANIN SON DAMLASI
Alçakların silahlı saldırısı, Adnan’ı ağır yaraladı. Kurşunlar, sadece 19 yaşındaki bir bedeni değil, bir milletin geleceğe dair umudunu ve gençliğin saf inancını hedef almıştı. Adnan, yaralı bedeniyle dahi teslim olmadı, ruhunu en yüce makama emanet etme kararlılığını gösterdi.
28 Ağustos 1979, o genç zanaatkarın ismini şehitler defterine kanla yazdığı o an oldu. O, bedenini inancı uğruna feda ederek, davanın sonsuzluğuna ulaştı. Adnan Hayta, neferliğini yaptığı mücadelenin en onurlu payesini alarak şehadete yürüdü.
Onun naaşı, vefa borcunu ödemek üzere, doğduğu topraklara, Karaisalı İlçesi’nin Haytalı Köyü’ne defnedildi. O, artık sadece bir köyde yatan bir genç değil; haksızlığa karşı duruşun ve sarsılmaz ülkücü imanın sembolüydü. Adı, fedakârlığın ve cesaretin destanına yazılmıştır.
"19 yıllık ömrün değil, uğruna can verilen davanın büyüklüğünü anlatır: Adnan Hayta, Unutulmaz."