"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; vatan toprağının kaderine mühürlenir. Cuma Kaynak'ın hikayesi, böylesi bir mührün hikayesidir."
BİR MİLLETİN YÜREĞİNDE KÖK SALAN ADAM
Şanlıurfa’nın bereketli coğrafyasından, Halfeti Kazası’nın Gözelî Köyü’nden yükselen bir yiğitti o: Cuma Kaynak. Henüz kırk bahar görmüş, ancak omuzlarında kırk yıllık bir devlet sorumluluğu taşıyordu. O, sekiz evlada baba, bir yuvaya direk, millete esnaflıkla hizmet eden sarsılmaz bir kale idi. Mesleği, kuru bir dükkân işletmekten ibaret değildi; o, Gaziantep'in Şehitkamil ilçesindeki Kayaönü mahallesinde, bakkal dükkanını adeta bir mukavemet ocağına çevirmişti.
EKMEK VE NAMUS MÜCADELESİ
Yıl 1980... Tarihin en çalkantılı, en karanlık günlerinin gölgesi tüm Anadolu'yu sarmışken, Cuma Kaynak evinin ve dükkanının ışığını asla söndürmedi. Evli ve sekiz çocuğunun rızkı için alın teri dökerken, duruşuyla da Ülkücü davanın yılmaz bekçisiydi. Onun dükkânı, sadece alışveriş yapılan bir yer değil, milletin birliğine ve beraberliğine olan inancın sembolüydü. Gaziantep’te, İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi üzerinde, namluların gölgesinde dahi cesaretini yitirmeyen bir esnaf olarak varlığını sürdürdü.
O KARANLIK SABAH: İHANETİN PERDESİ
Takvimler, 28 Ağustos 1980 Perşembe sabahını gösteriyordu. Şafağın henüz tam sökmediği, Gaziantep sokaklarının uyanmaya hazırlandığı saatlerdi. Saat 07.30 sıralarında, Cuma Kaynak, işyerinde günlük mücadelesine başlamıştı. Ancak o sabah, alışveriş bahanesiyle kapısına gelen kişi, ekmek isteyen bir müşteri değil, vicdanını kaybetmiş, bölücü ideallerin esiri olmuş bir militandı.
Bu, bir çatışma anı değil, kalleşçe kurulmuş bir pusu idi. Hainliğin en soğuk, en alçak yüzü, Cuma Kaynak'ı hazırlıksız yakalamıştı.
SON NEFES VE KIZININ GÖZLERİNDEKİ MİRAS
O dehşet anı, sadece bir hayatın sonu olmakla kalmadı, bir ailenin kaderine de derin bir yara açtı. Bölücü militan, namlusunu doğrulttuğunda, Cuma Kaynak'ın son nefesi, kızının gözleri önünde yankılandı. Vatanın birliği için duruş sergileyen bu kahraman esnaf, en masum şahidinin gözleri önünde, mukaddes bir emaneti savunarak şehadet mertebesine yükseldi.
Cuma Kaynak, sadece canını değil, sekiz çocuğuna ve tüm milletine onurlu bir miras bırakarak düştü toprağa. Bedeni, emaneti olduğu Şanlıurfa-Halfeti'deki Gözeli Köyü’ne taşındı ve kök saldığı topraklara, ebediyete uzanmak üzere, kahramanlık türküsüyle tevdi edildi.
"Cuma Kaynak düşerken, ardında bıraktığı sekiz çift göz, sadece bir babayı değil; bir milletin namusunu ve cesaretini sonsuza dek hatırlayacak yemini etti."