"Kimi canını kurtarır, kimi ise vicdanını. Ferhat Kaya, karanlığın ortasında parlayan o son vicdan kıvılcımı olmayı seçti ve ölümsüzlüğe yürüdü."
AKSARAY’DAN İSTANBUL’A TAŞINAN YİĞİTLİK MÜHRÜ
Aksaray’ın bereketli topraklarından fışkıran bir yiğitlik tohumuydu Ferhat Kaya. Yirmi dört baharında, hayatının baharında, İstanbul’un karmaşasında hem yuvasını kurmuş hem de millet davasına omuz vermişti. Evliydi, geride bırakacağı biricik fidanı (çocuğu) bu dünyadaki en kıymetli mirasıydı. O, sıradan bir vatandaş olmanın ötesinde, inancının ve davasının neferiydi. MHP Beyoğlu İlçe Teşkilatı’nın adsız kahramanlarından, teşkilatın sarsılmaz bir üyesiydi. Maddi mesleği her ne olursa olsun, onun asıl mesleği, ülküye adanmış bir nefer olmaktı.
GÜVENLİK YURDUNDAN ÇIKAN SON ADIM
Yıl 1995, takvimler 27 Ağustos’u gösteriyordu. Ferhat Kaya, o gün, Tünel’de bulunan MHP lokalinden çıktı. Kalbi, ailesine duyduğu özlemle atıyordu; adımları ise yuvasına yönelmişti. Ancak İstanbul, o gece, en karanlık sınavlarından birini yaşayacaktı. Beyoğlu İstiklal Caddesi, bölücü komünist terörün alçakça eylemiyle bir anda cehenneme dönüştü. Huzur, yerini patlama seslerine, duman ve çığlığa bırakmıştı.
VİCDANIN SESİNE KULAK VERMEK
Ferhat Kaya, o an kaçabilirdi. Sesi titreyen, paniğe kapılan kalabalığa karışıp ailesinin yanına sığınabilirdi. Ama bir ülkücünün ruhunda yatan fedakârlık, ona başka bir yol gösterdi. Olay yerindeki yaralıların iniltisi, evine giden yolu unutturan ilahi bir çağrıydı. Kendinden çok başkasını düşünen o büyük yürek, tehlikeye sırt çevirmek yerine, patlamaların ve ölümün üzerine doğru koştu.
ŞEHADETİN KUTSAL ANLAMI
Ferhat, ilk şokun ardından yere yığılan, kanlar içinde kalan masum canlara yardım etmek için can havliyle çalışmaya başladı. O, insanlığın ve vicdanın en saf halini temsil ediyordu. Ancak bölücü hainler, yalnızca ilk bombayı patlatmakla yetinmemişti. İkinci bir felaket planı, tam da yardımseverlerin olay yerine koşacağı an için kurulmuştu. Ferhat Kaya, başka hayatları kurtarmaya çalışırken, o alçakça yerleştirilen diğer bombaların infilak etmesi sonucu olay yerinde yere düştü.
27 Ağustos 1995 gecesi, 24 yaşında, İstanbul'un kalbinde, iyilik ve fedakârlık uğruna şehadet şerbetini içti. Ferhat Kaya, ailesine değil, tüm millete ait bir miras bırakarak aramızdan ayrıldı: Tehlike anında vicdanın emrine uymak, en büyük kahramanlıktır.
"Ferhat Kaya'nın destanı, kaçarken değil, 'Yardım edin!' çığlığına koşarak can verenlerin, imanıyla örülmüş ölümsüzlük zırhıdır. O, artık yirmi dört yıllık bir hayat değil, sonsuzluğa uzanan bir destandır."