"Tarih, sadece meydanlarda değil; bazen de en masum kalelerin, en kutsal evlerin sarsılmaz duruşuyla yazılır."
KÖYDEN YÜKSELEN İMANIN ADI
Adana’nın Karataş İlçesi’ne bağlı Yemişli Köyü’nde filizlenen bir yaşamın adıydı Figen Çöktü. Adana’nın Merkez Şehit Duran mahallesinde, henüz hayatının baharında, 19 yaşında bir genç kızdı. Bu coğrafyanın fırtınalı yıllarıydı; ancak o, sarsılmaz inancını ve millî duruşunu genç yüreğinde bir bayrak gibi taşıyordu.
TERÖRÜN GÖLGESİNDE YAŞANAN MÜCADELE
Figen, sıradan bir hayat sürmek yerine, adanmışlık yolunu seçmişti. Ülkücü kimliği, onu henüz lise sıralarındayken hedef tahtasına koydu. Ticaret Lisesi’nde okurken, dönemin Devrimci solcu-komünist militanlarının estirdiği karanlık baskı ve tehditler yüzünden, kalemini bırakmak, eğitimini yarıda kesmek zorunda kaldı. Bu, zorla alınan bir vazgeçiştir; ancak o yılmadı. Okul sıralarından ayrılsa da, hayat mücadelesinden çekilmedi. ÇUKOBİRLİK’te bir memur olarak, ideallerinden gelen disiplinle görevine devam etti; her gün, gölgesini uzatan tehlikenin farkında olarak yaşadı.
EN KUTSAL SIĞINAĞIN İHLALİ
Takvimler 27 Ağustos 1980’i gösterdiğinde, Adana, tarihin en ağır ihanetlerinden birine tanıklık edecekti.
Figen o gün, insanın en güvendiği, en mahrem ve kutsal mekanı olan evindeydi. Dışarıdaki kaostan bir anlık sığınak ararken, canilere göre kutsal olan hiçbir yer yoktu. Kırılmaz bir imanı taşıyan 19 yaşındaki bir gence sus payı vermeye gelmişlerdi. Bu bir çatışma değil, bir infazdı. Kendi kutsal sığınağında, iki Devrimci solcu-komünist militan, kapıyı zorla aşarak girdiler.
SON KURŞUN VE EBEDİ DİRENİŞ
O an, evin duvarları sadece kurşun sesini değil, aynı zamanda 19 yaşındaki bir vatanseverin kararlılığını da duydu. Figen Çöktü, ne geri adım attı ne de duruşunu terk etti. Sadece inandığı değerler uğruna, kendi mahreminde alçakça hedef alındı.
Caniler tarafından kurşunlanarak şehit edildi.
O kurşunlar sadece bir genç bedeni yere düşürdü, ama Adana toprağında filizlenen inancını asla susturamadı. Figen Çöktü’nün şehadeti; bir memurun, bir ülküdaşın ve 19 yaşındaki bir kahramanın, karanlığa karşı evinin eşiğinde verdiği son, onurlu direnişin adıdır.
"Yere düşen bir beden değil, 19 yaşında mühürlenen bir yemin, vatana adanmış bir destanın Adana toprağına düşen son imzasıydı."